Edebiyatımızda sayısız yazar sayısız kentlerle özleşmiştir. Ne acıdır ki Antalya ile özleşen bir yazarımız yoktur. Ahmet Hamdi Tanpınar, lise eğitimini Antalya'da tamamlamıştır. Bundan başka ulusal bazda ses getiren şairimiz ya da yazarımız bulunmamaktadır. Oysa bir yazarın başarısı için bölgemizde özellikle de ilçemizde her türlü olanak bulunmaktadır. Doğal güzellikse doğal güzellik, tarih ise tarih, sakinlik ise sakinlik, sahilinden yaylasına, ırmağından denizine- gölüne kadar doğanın bütün güzellikleri ilçemizde bulunmaktadır. Zaten bu güzelliklerden ve varsıl olanaklardan dolayı binlerce yıllık yerleşim yerleri vardır ilçemizde. Yüzlerce yıl önce Side’nin sahilinde oturup gün batımında şarabını yudumlayan isimsiz şairler şiirlerini bazen taş duvarlara bazen kil tabletlere bazen kâğıda yazıyorlardı. Günümüzde ise bu güzellikleri kilometrelerce uzaktan gelen turistler gün batımı fotoğrafları ile ölümsüzleştirirken belki içlerinden birçoğu da bu güzelliklere şiir yazıyordur. 1900’lerin başında Halikarnas Balıkçısı olarak tanınan Cevat Şakir Kabaağaçlı Bodrum’u Bodrum yapan yazar olarak tanınırken ilçemizde bu denli önemli şairler ya da yazarlar yaşamamışlar, yaşadılarsa da eserlerinde ilçemizi böylesine işlememişlerdir.
1970 ile 1990 yılları arasında ilçemiz gerçek bir film stüdyosu gibi olmuştur. Aşk filmlerinin bulunmaz mekânları Manavgat’ta hayat bulmuştur. Manavgat Irmağı'nın eşsiz güzelliklerinde beyaz perdeye aktarılan filmler ilçemizin tarihsel belleği olarak film makaralarında yerini almıştır. Bakir sahillerinde birçok film çekilirken yazılı edebiyat yine pas geçilmiştir. Oysa Türk dilini en güzel kullanan yazarlarımızdan Türk şiirinin 20. Yüzyıldaki en büyük şairlerinden olan Nazım Hikmet ölümsüz eseri Memleketimden insan manzaralarında bütün memleketi ele alırken Antalya’dan sadece Manavgat’a değinmiştir.
“Ateşi ve ihaneti gördük Düşman ordusu yine başladı yürümeye Akhisar, Karacabey Bursa ve Bursa’nın şarkında Aksu çarpışarak çekildik 920’nin 29 Ağustos’u Uşak düştü yaralı ve dehşetli kızgın fakat Toprağımızdan emin Dumlupınar sırtlarındayız. Nazilli düştü… Ateşi ve ihaneti gördük. Dayandık dayanmaktayız. 192 Şubat, Nisan, Mayıs Bolu, Düzce, Geyve Adapazarı. İçimizde Hilafet ordusu, Anzavur isyanları Ve aynı sıradan 3 birinci teşrin Konya. Sabah. Beş yüz asker kaçağı ve yeşil bayrağı ile Delibaş girdi şehre Alâeddin Tepesinde üç gün üç gece hüküm sürdüler. Ve MANAVGAT istikametinde kaçıp ölümlerine giderken Terkilerinde kesilmiş kafalar götürdüler.” (Memleketimden insan manzaraları IV kitap)
Nazım Hikmet’in bu ölümsüz eserinde kendisine yek bulmuş olan Manavgat aslında binlerce şiire, romana, hikâyeye ev sahipliği yapabilecek güzellikte bir coğrafyadır. Toros dağlarında binlerce yıldır yaşayan Yörük beylerinin her birinin bir hikâyesi, her bir obanın bir ozanı ve yanık türküsü vardır. Bu hikâyeler ve türküler binlerce yıldır dilden dile aktarılırken yazılı belgelere roman şiir hikâye olarak girmemiştir.
21 yüzyılda ilçemiz gerçek anlamda bir kültür- sanat, özelliklede edebiyat kenti olma yönünde kocaman adımlar atmaktadır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hidayet Oktay
Nazım Hikmet ve Manavgat
Edebiyatımızda sayısız yazar sayısız kentlerle özleşmiştir. Ne acıdır ki Antalya ile özleşen bir yazarımız yoktur. Ahmet Hamdi Tanpınar, lise eğitimini Antalya'da tamamlamıştır. Bundan başka ulusal bazda ses getiren şairimiz ya da yazarımız bulunmamaktadır. Oysa bir yazarın başarısı için bölgemizde özellikle de ilçemizde her türlü olanak bulunmaktadır. Doğal güzellikse doğal güzellik, tarih ise tarih, sakinlik ise sakinlik, sahilinden yaylasına, ırmağından denizine- gölüne kadar doğanın bütün güzellikleri ilçemizde bulunmaktadır. Zaten bu güzelliklerden ve varsıl olanaklardan dolayı binlerce yıllık yerleşim yerleri vardır ilçemizde. Yüzlerce yıl önce Side’nin sahilinde oturup gün batımında şarabını yudumlayan isimsiz şairler şiirlerini bazen taş duvarlara bazen kil tabletlere bazen kâğıda yazıyorlardı. Günümüzde ise bu güzellikleri kilometrelerce uzaktan gelen turistler gün batımı fotoğrafları ile ölümsüzleştirirken belki içlerinden birçoğu da bu güzelliklere şiir yazıyordur. 1900’lerin başında Halikarnas Balıkçısı olarak tanınan Cevat Şakir Kabaağaçlı Bodrum’u Bodrum yapan yazar olarak tanınırken ilçemizde bu denli önemli şairler ya da yazarlar yaşamamışlar, yaşadılarsa da eserlerinde ilçemizi böylesine işlememişlerdir.
1970 ile 1990 yılları arasında ilçemiz gerçek bir film stüdyosu gibi olmuştur. Aşk filmlerinin bulunmaz mekânları Manavgat’ta hayat bulmuştur. Manavgat Irmağı'nın eşsiz güzelliklerinde beyaz perdeye aktarılan filmler ilçemizin tarihsel belleği olarak film makaralarında yerini almıştır. Bakir sahillerinde birçok film çekilirken yazılı edebiyat yine pas geçilmiştir. Oysa Türk dilini en güzel kullanan yazarlarımızdan Türk şiirinin 20. Yüzyıldaki en büyük şairlerinden olan Nazım Hikmet ölümsüz eseri Memleketimden insan manzaralarında bütün memleketi ele alırken Antalya’dan sadece Manavgat’a değinmiştir.
Düşman ordusu yine başladı yürümeye
Akhisar, Karacabey
Bursa ve Bursa’nın şarkında Aksu çarpışarak çekildik
920’nin 29 Ağustos’u
Uşak düştü yaralı ve dehşetli kızgın fakat
Toprağımızdan emin Dumlupınar sırtlarındayız.
Nazilli düştü…
Ateşi ve ihaneti gördük.
Dayandık dayanmaktayız.
192 Şubat, Nisan, Mayıs Bolu, Düzce, Geyve Adapazarı.
İçimizde Hilafet ordusu,
Anzavur isyanları
Ve aynı sıradan 3 birinci teşrin Konya.
Sabah.
Beş yüz asker kaçağı ve yeşil bayrağı ile
Delibaş girdi şehre
Alâeddin Tepesinde üç gün üç gece hüküm sürdüler.
Ve MANAVGAT istikametinde kaçıp ölümlerine giderken
Terkilerinde kesilmiş kafalar götürdüler.” (Memleketimden insan manzaraları IV kitap)
Nazım Hikmet’in bu ölümsüz eserinde kendisine yek bulmuş olan Manavgat aslında binlerce şiire, romana, hikâyeye ev sahipliği yapabilecek güzellikte bir coğrafyadır. Toros dağlarında binlerce yıldır yaşayan Yörük beylerinin her birinin bir hikâyesi, her bir obanın bir ozanı ve yanık türküsü vardır. Bu hikâyeler ve türküler binlerce yıldır dilden dile aktarılırken yazılı belgelere roman şiir hikâye olarak girmemiştir.
21 yüzyılda ilçemiz gerçek anlamda bir kültür- sanat, özelliklede edebiyat kenti olma yönünde kocaman adımlar atmaktadır.