Pıtırak Anadolu’nun öz evladı bir yabani bitkidir. Keçi ve koyunların kılına, yününe yapışır; o hayvanla yoldaşlık eder. Anadolu insanı da pıtırak gibidir; inatçıdır, tutunduğu toprağı yurt belledi mi oradan söküp atamazsınız. Atalarımız dokuz yüz yıl önce gelip yerleşmiş bu topraklara, sonrasında yüzlerce kez elimizden almaya çalışmışlar ama yurduna sarılan Anadolu insanı bırakmamış ana yurdunu.
Bu topraklarda yaşayan halka yol gösteren nice bilgeler olmuştur. Bu bilgeler bazen ermiş olarak yaşamış halk arasında, bazen derviş, bazen hoca. Cumhuriyetin ilanı ile gerçekleştirilen eğitim öğretim seferberliğinde yoksul Anadolu insanı aydınlanmak için okumak gerektiğini anlamış ve her aileden bir çocuk okula gitmeye başlamış. İşte onlardan birisi de beldesinde, ilçesinde eğitim alanında devrim yapan 'İsmail Öğretmen'dir. Yokluk içinde Aksu'da öğretimini tamamlayıp gelen İsmail öğretmen bu topraklara sunulan tanrının bir lütfudur.
Büyük yol gösterici Atatürk’ün izinden yürüyen İsmail Öğretmen'in yaşantısı sinema filmlerine konu olacak renkliliktedir. Bu toprakların insanına adanmış bir yaşam ve o yaşamın ürünleri. Devrimci öğretmenin yaşantısını, karşı devrimci yani ülkücü yeğeni kaleme alarak ölümsüzleştirmiştir. Burada fizik kuralı devreye girerek zıt görüşler birbirini çekmiş ve devrimci öğretmenin yaşantısı ülkücü gencin kaleminden Manavgat edebiyatına adanmıştır. Refik Hocam, ‘Pıtırak’ kitabı ile ilçemizin 1940 ile 1960’lı yıllarına ışık tutmuştur. İnsan istedikten sonra yoklukları şansa çevirip kendi değerleri ile halkına önder olabilir düşüncesi ile İsmail Öğretmen'in yaşadığı zorlukları insanların yüreğine bir tutam ateş düşürerek kaleme almış. O dönemi bilen orta yaş üzeri okurlarımız ‘Pıtırak’ kitabını okuduktan sonra ağlamamalarının mümkünü yoktur. Duygu seli olup akıyor cümleler.
1950’li yılların Sorgun Mahallesi ile 1960’lı yılların Sarılar Mahallesi Refik Hocam tarafından ‘Pıtırak’ kitabında çok güzel betimlenmiş. O yılların Sorgun ve Sarılar ahalisi ile belgesel bir film gösterimi gibi okunmaktadır Pıtırak. İnsan isterse içinde bulunduğu ortamı cennet yapabildiği gibi cehenneme de çevirebilir. İsmail Öğretmen, almış olduğu eğitim gereği bulunduğu ortama artı değer katmak için işine aşkla sarılmış. Yokluklar içindeki Sarılar’a ilkokulu kendi elleri ile yapıp eğitime başlamasıyla birlikte, halk öğretmenin gayretine eşlik ederek yardımlaşmayı, birlikte hareket edilirse birçok olunmazın olunur hale geleceğini anlamıştır.
İsmail Öğretmen okul sıralarındaki öğrencilerine ders verirken asıl dersi o öğrencilerin anne babasına veriyordu. Öğretmen yol gösterendir. Hele köy öğretmenleri köyün aydınlık yüzüdür. Doktorudur, ziraatçısıdır, teknik adamıdır, tamircisidir, yol göstericisidir. Bütün bunları köy öğretmenleri kendi yaşantılarından örneklerle köylülerine anlatmaktadır. İşte İsmail Öğretmen de ilçemizin en yakın köylerinden olan (o zamanlar Sarılar köydü) Sarılar'da bir çoban ateşi yakmış, bu çoban ateşine halkın büyük çoğunluğu eşlik etmiştir. Bu bilge öğretmenin yeğeni olmanın artı değerlerini kullanan Refik Hocam da dayısının yolundan giderek halkına hizmeti kalemi ile yapmış ve bu sıra dışı öğretmenin hayatını kaleme alarak Manavgat edebiyatına armağan etmiştir. Pıtırak kitabını bütün elli yaş üstü Manavgatlıların okumasını dilerim. Çünkü her biri hayatından bir parça bulacaklardır.
“Sıvaya başladım. 26 günde okulun içi ve dış sıvasını tümü ile tamamladım. En son koridorda bir iki metre karelik ince sıva kalmıştı. Bu işleri zevkle ve umutla yapıyordum. Bu çalışmalar mesai saatleri dışındaydı. Oyun yerinin etrafı türlü ağaç ve çiçeklerle donatılmıştı. Tam son metre kare yeri yaparken saat yedi sıralarında muhtarın geldiğini çocuklar söyledi, elimde ayağımda can kesildi. Elimde mala dönmez oldu. Muhtar geldi ve golay gelsin muallim, dedi. Aşağıya doğru geçtiğini gördüm. Birden ne olduğunu bilmem, iskeleden düşmüş bayılmışım. Harç teknesi üzerime düşmüş. Çocuklar ağlaş bağrış öğretmenimiz öldü diye ağlamaya bağırmaya başlamışlar. Bir kısmı da muhtarı taşlıyor, öğretmenimize sen sebep oldun diye.” (Pıtırak sayfa 122)
Pıtırak, gelecekte sosyoloji öğrencilerinin başucu kitaplarından birisi olacaktır. 1940 ile 1970’li yılların sonlarına kadar geçen sürenin sosyolojik, ekonomik ve toplumsal olaylarının köyden kente bakış açısıyla anlatılmış. Sarılar, Şelale, halkın dayanışması, Sorgun mahallesinin ekonomisi, ekabir kişileri her bir olaya dokunmuş değerli öğretmenim.
Kalemine yüreğine sağlık Ahmet Refik İNCİ Öğretmenim.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hidayet Oktay
Pıtırak ve Manavgat
Pıtırak Anadolu’nun öz evladı bir yabani bitkidir. Keçi ve koyunların kılına, yününe yapışır; o hayvanla yoldaşlık eder. Anadolu insanı da pıtırak gibidir; inatçıdır, tutunduğu toprağı yurt belledi mi oradan söküp atamazsınız. Atalarımız dokuz yüz yıl önce gelip yerleşmiş bu topraklara, sonrasında yüzlerce kez elimizden almaya çalışmışlar ama yurduna sarılan Anadolu insanı bırakmamış ana yurdunu.
Bu topraklarda yaşayan halka yol gösteren nice bilgeler olmuştur. Bu bilgeler bazen ermiş olarak yaşamış halk arasında, bazen derviş, bazen hoca. Cumhuriyetin ilanı ile gerçekleştirilen eğitim öğretim seferberliğinde yoksul Anadolu insanı aydınlanmak için okumak gerektiğini anlamış ve her aileden bir çocuk okula gitmeye başlamış. İşte onlardan birisi de beldesinde, ilçesinde eğitim alanında devrim yapan 'İsmail Öğretmen'dir. Yokluk içinde Aksu'da öğretimini tamamlayıp gelen İsmail öğretmen bu topraklara sunulan tanrının bir lütfudur.
Büyük yol gösterici Atatürk’ün izinden yürüyen İsmail Öğretmen'in yaşantısı sinema filmlerine konu olacak renkliliktedir. Bu toprakların insanına adanmış bir yaşam ve o yaşamın ürünleri. Devrimci öğretmenin yaşantısını, karşı devrimci yani ülkücü yeğeni kaleme alarak ölümsüzleştirmiştir. Burada fizik kuralı devreye girerek zıt görüşler birbirini çekmiş ve devrimci öğretmenin yaşantısı ülkücü gencin kaleminden Manavgat edebiyatına adanmıştır. Refik Hocam, ‘Pıtırak’ kitabı ile ilçemizin 1940 ile 1960’lı yıllarına ışık tutmuştur. İnsan istedikten sonra yoklukları şansa çevirip kendi değerleri ile halkına önder olabilir düşüncesi ile İsmail Öğretmen'in yaşadığı zorlukları insanların yüreğine bir tutam ateş düşürerek kaleme almış. O dönemi bilen orta yaş üzeri okurlarımız ‘Pıtırak’ kitabını okuduktan sonra ağlamamalarının mümkünü yoktur. Duygu seli olup akıyor cümleler.
1950’li yılların Sorgun Mahallesi ile 1960’lı yılların Sarılar Mahallesi Refik Hocam tarafından ‘Pıtırak’ kitabında çok güzel betimlenmiş. O yılların Sorgun ve Sarılar ahalisi ile belgesel bir film gösterimi gibi okunmaktadır Pıtırak. İnsan isterse içinde bulunduğu ortamı cennet yapabildiği gibi cehenneme de çevirebilir. İsmail Öğretmen, almış olduğu eğitim gereği bulunduğu ortama artı değer katmak için işine aşkla sarılmış. Yokluklar içindeki Sarılar’a ilkokulu kendi elleri ile yapıp eğitime başlamasıyla birlikte, halk öğretmenin gayretine eşlik ederek yardımlaşmayı, birlikte hareket edilirse birçok olunmazın olunur hale geleceğini anlamıştır.
İsmail Öğretmen okul sıralarındaki öğrencilerine ders verirken asıl dersi o öğrencilerin anne babasına veriyordu. Öğretmen yol gösterendir. Hele köy öğretmenleri köyün aydınlık yüzüdür. Doktorudur, ziraatçısıdır, teknik adamıdır, tamircisidir, yol göstericisidir. Bütün bunları köy öğretmenleri kendi yaşantılarından örneklerle köylülerine anlatmaktadır. İşte İsmail Öğretmen de ilçemizin en yakın köylerinden olan (o zamanlar Sarılar köydü) Sarılar'da bir çoban ateşi yakmış, bu çoban ateşine halkın büyük çoğunluğu eşlik etmiştir. Bu bilge öğretmenin yeğeni olmanın artı değerlerini kullanan Refik Hocam da dayısının yolundan giderek halkına hizmeti kalemi ile yapmış ve bu sıra dışı öğretmenin hayatını kaleme alarak Manavgat edebiyatına armağan etmiştir. Pıtırak kitabını bütün elli yaş üstü Manavgatlıların okumasını dilerim. Çünkü her biri hayatından bir parça bulacaklardır.
Oyun yerinin etrafı türlü ağaç ve çiçeklerle donatılmıştı.
Tam son metre kare yeri yaparken saat yedi sıralarında muhtarın geldiğini çocuklar söyledi, elimde ayağımda can kesildi. Elimde mala dönmez oldu. Muhtar geldi ve golay gelsin muallim, dedi. Aşağıya doğru geçtiğini gördüm. Birden ne olduğunu bilmem, iskeleden düşmüş bayılmışım. Harç teknesi üzerime düşmüş. Çocuklar ağlaş bağrış öğretmenimiz öldü diye ağlamaya bağırmaya başlamışlar. Bir kısmı da muhtarı taşlıyor, öğretmenimize sen sebep oldun diye.” (Pıtırak sayfa 122)
Pıtırak, gelecekte sosyoloji öğrencilerinin başucu kitaplarından birisi olacaktır. 1940 ile 1970’li yılların sonlarına kadar geçen sürenin sosyolojik, ekonomik ve toplumsal olaylarının köyden kente bakış açısıyla anlatılmış. Sarılar, Şelale, halkın dayanışması, Sorgun mahallesinin ekonomisi, ekabir kişileri her bir olaya dokunmuş değerli öğretmenim.
Kalemine yüreğine sağlık Ahmet Refik İNCİ Öğretmenim.