İnsanlar eşit doğarlar ama doğduktan sonra yaşamları farklılıklar gösterir. Dünyada da bu farklılıklardan dolayı binlerce meslek ve geçim kaynağı vardır. Önemli olan hangi işi, mesleği yaptığımız değil, bağlı olduğumuz mesleği, yapmakta olduğumuz işi nasıl yaptığımızdır. Unutmayın sizin savsakladığınız bir işe girmek için kapıda bekleyen binlerce işsiz vardır. Onun için sizler elinizdeki işinizin değerini bilip sahip çıkınız.
“Ünlü bir iş adamı, bir gün çelik işleyen fabrikalarından birini denetliyordu. Fabrikasından yeterince verim alamadığını düşünüyordu, bunun nedenini ustabaşına sordu; “Ustabaşım, sen becerikli birisin. Neden fabrikadan yeterince verim alamıyoruz?” Ustabaşı cevap vermiş; “Patron, bütün işçilere göz açtırmadım, çok çalıştırdım. Az çalışırlarsa işten atmakla dahi tehdit ettim. Fakat yeterince verim alamadık.” İş adamı fabrikadaki işçilerden birine sordu; “Bugün kaç ton çelik işlediniz?” “On iki!” İş adamı fabrikanın görünen bir yerine büyükçe 12 yazdı ve çıkıp gitti. Gece vardiyasının işçileri geldiklerinde 12 rakamı ne anlama geliyor diye sordular. Gündüz vardiyası işçileri de; “Patron bugün bize kaç ton çelik işlediğimizi sordu, 12 ton diye cevap verdik, buraya 12 yazdı ve gitti.” Ertesi gün iş adamı tekrar fabrikaya geldi. Yazdığı 12 rakamı silinmiş ve yerine 15 yazılmıştı. Gündüz vardiyası işçileri geldiklerinde 15 yazısını gördüler. Gece vardiyası işçileri daha iyi iş çıkarmıştı. Gece vardiyası işçilerinden daha üstün olduklarını ispat etmek için büyük bir gayretle çalıştılar ve vardiya çıkışında 15’in yerine 18 yazdılar. Kısa sürede fabrikanın verimi o civardaki bütün fabrikaları geçti. Nasıl olduğunu iş adamı şöyle açıkladı; “Daha verimli olmak için şirket içinde rekabet hissi uyandırılmalıdır. Amaç çalışanları daha çok çalışmaya sevk etmek yerine birbirlerine üstün gelmeye teşvik etmektir. Üstün gelme hissi, insanların ruhunu coşturur. Hayatta başarıyı yakalayan her insanı mutlu eden şey; başarılı olduğu, üstün geldiğini düşündüğü işi yapmasıdır. Çünkü bu başarı ile kendisini ifade etme imkânı bulur, kendisini değerli ve üstün hisseder. Bu sebepledir ki, bir oturuşta yüz tane hamburger yeme, elli bardak içki içme gibi manasız yarışmalar yapılır. İnsanları motive eden; üstün gelmek, değerini göstermek isteğidir. Bu nedenle insanlar üstün geleceklerini düşündükleri, kendi becerilerini ortaya çıkarabilecekleri işler için teşvik edilmelidir.”
Hayat akarken, en zor ve en ağır işlerde çalışan insanlar hangi duygu sebebiyle bu işlerde çalışmaya devam ediyorlar. En büyük isteklendirme başarılı olma isteğidir.” Sizler ait olduğunuz takımın çok önemli bir parçası olduğunuzu hiçbir zaman unutmayın. Çünkü siz olmadığınız zaman takımın dişlilerinden birisi sekteye uğrayacaktır. İşte o zaman bütün dişliler zorlanıp takımın ahengi bozulacaktır. Bunun içindir ki bütün işyerlerinde en önemli merkez mutfaklardır. Mutfakta olmanın mutluluğunu yaşamaya bakın. Mutfakta ne iş yaptığınız pek önemli değildir aşçı da olsanız, bulaşıkçı da olsanız önemli değil. Önemli olan takımın bir parçası olmanızdır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hidayet Oktay
Rekabet- Sen zaten değerlisin
İnsanlar eşit doğarlar ama doğduktan sonra yaşamları farklılıklar gösterir. Dünyada da bu farklılıklardan dolayı binlerce meslek ve geçim kaynağı vardır. Önemli olan hangi işi, mesleği yaptığımız değil, bağlı olduğumuz mesleği, yapmakta olduğumuz işi nasıl yaptığımızdır. Unutmayın sizin savsakladığınız bir işe girmek için kapıda bekleyen binlerce işsiz vardır. Onun için sizler elinizdeki işinizin değerini bilip sahip çıkınız.
“Ünlü bir iş adamı, bir gün çelik işleyen fabrikalarından birini denetliyordu. Fabrikasından yeterince verim alamadığını düşünüyordu, bunun nedenini ustabaşına sordu;
“Ustabaşım, sen becerikli birisin. Neden fabrikadan yeterince verim alamıyoruz?”
Ustabaşı cevap vermiş;
“Patron, bütün işçilere göz açtırmadım, çok çalıştırdım. Az çalışırlarsa işten atmakla dahi tehdit ettim. Fakat yeterince verim alamadık.”
İş adamı fabrikadaki işçilerden birine sordu;
“Bugün kaç ton çelik işlediniz?”
“On iki!”
İş adamı fabrikanın görünen bir yerine büyükçe 12 yazdı ve çıkıp gitti. Gece vardiyasının işçileri geldiklerinde 12 rakamı ne anlama geliyor diye sordular. Gündüz vardiyası işçileri de;
“Patron bugün bize kaç ton çelik işlediğimizi sordu, 12 ton diye cevap verdik, buraya 12 yazdı ve gitti.”
Ertesi gün iş adamı tekrar fabrikaya geldi. Yazdığı 12 rakamı silinmiş ve yerine 15 yazılmıştı. Gündüz vardiyası işçileri geldiklerinde 15 yazısını gördüler. Gece vardiyası işçileri daha iyi iş çıkarmıştı.
Gece vardiyası işçilerinden daha üstün olduklarını ispat etmek için büyük bir gayretle çalıştılar ve vardiya çıkışında 15’in yerine 18 yazdılar. Kısa sürede fabrikanın verimi o civardaki bütün fabrikaları geçti.
Nasıl olduğunu iş adamı şöyle açıkladı;
“Daha verimli olmak için şirket içinde rekabet hissi uyandırılmalıdır. Amaç çalışanları daha çok çalışmaya sevk etmek yerine birbirlerine üstün gelmeye teşvik etmektir. Üstün gelme hissi, insanların ruhunu coşturur. Hayatta başarıyı yakalayan her insanı mutlu eden şey; başarılı olduğu, üstün geldiğini düşündüğü işi yapmasıdır. Çünkü bu başarı ile kendisini ifade etme imkânı bulur, kendisini değerli ve üstün hisseder. Bu sebepledir ki, bir oturuşta yüz tane hamburger yeme, elli bardak içki içme gibi manasız yarışmalar yapılır. İnsanları motive eden; üstün gelmek, değerini göstermek isteğidir. Bu nedenle insanlar üstün geleceklerini düşündükleri, kendi becerilerini ortaya çıkarabilecekleri işler için teşvik edilmelidir.”
Hayat akarken, en zor ve en ağır işlerde çalışan insanlar hangi duygu sebebiyle bu işlerde çalışmaya devam ediyorlar. En büyük isteklendirme başarılı olma isteğidir.”
Sizler ait olduğunuz takımın çok önemli bir parçası olduğunuzu hiçbir zaman unutmayın. Çünkü siz olmadığınız zaman takımın dişlilerinden birisi sekteye uğrayacaktır. İşte o zaman bütün dişliler zorlanıp takımın ahengi bozulacaktır. Bunun içindir ki bütün işyerlerinde en önemli merkez mutfaklardır. Mutfakta olmanın mutluluğunu yaşamaya bakın. Mutfakta ne iş yaptığınız pek önemli değildir aşçı da olsanız, bulaşıkçı da olsanız önemli değil. Önemli olan takımın bir parçası olmanızdır.