Şiir edebiyatın en eski dalıdır. Uygarlık da sanırım şiirle başlamıştır. İlk insanlar yaşantılarını şiirle dile getirip taşa, duvara, ağaca aktarmışlar; bunlar zaman içinde evrile evrile günümüzün çağdaş şiirini oluşturmuştur. Binlerce yıllık Türk tarihinde şiir bizim sözlü edebiyatımızın en önemli kültürel değerleri arasındadır. Sözlü edebiyattan yazılı edebiyata geçiş aşamasında Türk edebiyatının en önemli kilometre taşı şiirdir. Gerçi bütün edebiyatlarda ilk önce şiir vardı sonrasında diğer edebiyat kolları doğmuştur.
Türk tarihi içerisinde kültürel değerlerimizin çeşitliliği bizim dünya üzerindeki yerimizi sağlam delillerle uygarlık tarihine anlatmaktadır. Sözlü kültürün aktarılmasında elbette dilin önemi çok fazladır. Dil ne kadar varsıl olursa anlatılan olgular, olaylar o kadar sağlam anlatılır. Binlerce yıllık yörük Türk kültürünün 21 yüzyıl kalıntılarında Türk şiiri çok büyük aşamalar kaydetmiştir. Bu gün dünya çapında şairlerimizin şiirleri onlarca dile çevrilmiş farklı kültürlere Türk kültürünü sanatını tanıtmaktadır. Ulusal kültürümüzü destekleyen yerel kültürde de yazılı değerler çok önemlidir. Bu bağlamdan bakınca Manavgat sanatının içinde şiir ayrı bir yer edinmiştir. İlk başlarda şiir tek kişilik sanat olurken, şiirler yazıldıkça bireysellikten toplumsallığa doğru evrilmektedir. İşte bu noktada yerel sanatçıların şiirleri, ulusal edebiyatımızın kılcal damarları olarak gün yüzüne çıkmaktadır. Manavgat şiirinin içinde Şerif Ali dönmez serbest nazım şiirleri ile kendine özgü bir tarzla 21. yüzyıla damga varmaktadır. Serbest nâzımının yanında uyaklı şiirleri ile gençlerin gönlüne, kalbine giren şair; dizelerle duygularını buluşturmuş ve duygu denizinde gemisini güvenli bir limana çekmeye çalışmaktadır. Bugün yerel bazda yazılan şiirler, gelecekte ulusal arenada kendisine yer bularak Manavgat edebiyatının kilometre taşlarını oluşturacaktır.
Bütün şairler yaşadıkları coğrafyadan etkilenirler. Bu coğrafyayı sanatçı yürekleri ile birleştirip ona dil olurlar. Bazen bir dağ, bazen bir ırmak, çoklukla da birçok yürek dile gelir. Ozan Şerif Ali de, doğduğu coğrafyanın güzelliklerini yüreğindeki sevda kırıntıları ile birleştirip şiirleştirmiş. Bir dalın hışırtısından, bir kuşun süzülüşünden, batan günün kızıllığından ilham almış ve sevda şiirlerine can vermiş.
MEZARIMI YÂRİN GÖNLÜNE KAZIN
Gün gelir yaprak düşer dalından
Alır canı Azrail anlamaz halden
Kimse sözüp alamaz yârimi bu candan
Olurda ölürsem…
Mezarımı yârin gönlüne kazın
Sinem’i yaktım yârin uğruna
Düştüm aşkın amansız yoluna
Bırakın gideyim yâre Allah’ın aşkına
Olurda dönemezsem…
Mezarımı yârin gönlüne kazın
Bir bakışı dermanım olurdu
Zalim ayrılık gelip bizimi buldu
Bil ki felek bu ayrılık sonumdu
Olurda kavuşamazsak…
Mezarımı yârin gönlüne kazın
Derman yoktur Şerif’ein dizlerinde
Uyuklar firar şu gözlerimde
Elin tutmak istesem güç yok ellerimde
Olurda hallarım kalmazsa koşmaya…
Mezarımı yârin gönlüne kazın” (1)
Şerif Ali, gelecekte Manavgat şiirinin önemli kilometre taşlarından birisi olacaktır. Yüreğinde şiir kırıntıları olan her aşık dizelerini kâğıda döksün. Her geçen gün Manavgat Edebiyatı'nın geleceğini aydınlatacak olan sizlersiniz. Benimkisi de şiir mi demeyin, dizelerinizi biriktirip kitaplaştırın, sonrasını edebiyat tarihçisi zaten ayıklayacaktır.
Yüreğine sağlık sevgili kardeşim. Yolun açık olsun.
(1) Vuslat / Şerif Ali Dönmez sayfa 86
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hidayet Oktay
Şerif Ali ve Manavgat Şiiri
Şiir edebiyatın en eski dalıdır. Uygarlık da sanırım şiirle başlamıştır. İlk insanlar yaşantılarını şiirle dile getirip taşa, duvara, ağaca aktarmışlar; bunlar zaman içinde evrile evrile günümüzün çağdaş şiirini oluşturmuştur. Binlerce yıllık Türk tarihinde şiir bizim sözlü edebiyatımızın en önemli kültürel değerleri arasındadır. Sözlü edebiyattan yazılı edebiyata geçiş aşamasında Türk edebiyatının en önemli kilometre taşı şiirdir. Gerçi bütün edebiyatlarda ilk önce şiir vardı sonrasında diğer edebiyat kolları doğmuştur.
Türk tarihi içerisinde kültürel değerlerimizin çeşitliliği bizim dünya üzerindeki yerimizi sağlam delillerle uygarlık tarihine anlatmaktadır. Sözlü kültürün aktarılmasında elbette dilin önemi çok fazladır. Dil ne kadar varsıl olursa anlatılan olgular, olaylar o kadar sağlam anlatılır. Binlerce yıllık yörük Türk kültürünün 21 yüzyıl kalıntılarında Türk şiiri çok büyük aşamalar kaydetmiştir. Bu gün dünya çapında şairlerimizin şiirleri onlarca dile çevrilmiş farklı kültürlere Türk kültürünü sanatını tanıtmaktadır. Ulusal kültürümüzü destekleyen yerel kültürde de yazılı değerler çok önemlidir. Bu bağlamdan bakınca Manavgat sanatının içinde şiir ayrı bir yer edinmiştir. İlk başlarda şiir tek kişilik sanat olurken, şiirler yazıldıkça bireysellikten toplumsallığa doğru evrilmektedir. İşte bu noktada yerel sanatçıların şiirleri, ulusal edebiyatımızın kılcal damarları olarak gün yüzüne çıkmaktadır. Manavgat şiirinin içinde Şerif Ali dönmez serbest nazım şiirleri ile kendine özgü bir tarzla 21. yüzyıla damga varmaktadır. Serbest nâzımının yanında uyaklı şiirleri ile gençlerin gönlüne, kalbine giren şair; dizelerle duygularını buluşturmuş ve duygu denizinde gemisini güvenli bir limana çekmeye çalışmaktadır. Bugün yerel bazda yazılan şiirler, gelecekte ulusal arenada kendisine yer bularak Manavgat edebiyatının kilometre taşlarını oluşturacaktır.
Bütün şairler yaşadıkları coğrafyadan etkilenirler. Bu coğrafyayı sanatçı yürekleri ile birleştirip ona dil olurlar. Bazen bir dağ, bazen bir ırmak, çoklukla da birçok yürek dile gelir. Ozan Şerif Ali de, doğduğu coğrafyanın güzelliklerini yüreğindeki sevda kırıntıları ile birleştirip şiirleştirmiş. Bir dalın hışırtısından, bir kuşun süzülüşünden, batan günün kızıllığından ilham almış ve sevda şiirlerine can vermiş.
MEZARIMI YÂRİN GÖNLÜNE KAZIN
Gün gelir yaprak düşer dalından
Alır canı Azrail anlamaz halden
Kimse sözüp alamaz yârimi bu candan
Olurda ölürsem…
Mezarımı yârin gönlüne kazın
Sinem’i yaktım yârin uğruna
Düştüm aşkın amansız yoluna
Bırakın gideyim yâre Allah’ın aşkına
Olurda dönemezsem…
Mezarımı yârin gönlüne kazın
Bir bakışı dermanım olurdu
Zalim ayrılık gelip bizimi buldu
Bil ki felek bu ayrılık sonumdu
Olurda kavuşamazsak…
Mezarımı yârin gönlüne kazın
Derman yoktur Şerif’ein dizlerinde
Uyuklar firar şu gözlerimde
Elin tutmak istesem güç yok ellerimde
Olurda hallarım kalmazsa koşmaya…
Mezarımı yârin gönlüne kazın” (1)
Şerif Ali, gelecekte Manavgat şiirinin önemli kilometre taşlarından birisi olacaktır. Yüreğinde şiir kırıntıları olan her aşık dizelerini kâğıda döksün. Her geçen gün Manavgat Edebiyatı'nın geleceğini aydınlatacak olan sizlersiniz. Benimkisi de şiir mi demeyin, dizelerinizi biriktirip kitaplaştırın, sonrasını edebiyat tarihçisi zaten ayıklayacaktır.
Yüreğine sağlık sevgili kardeşim. Yolun açık olsun.
(1) Vuslat / Şerif Ali Dönmez sayfa 86