Vermesini bilmeyen almasını da bilemez derler. Ne büyük erdemdir verebilmek. Selam vermekten tutunda elindeki avucundakini verebilmeye kadar gider vermenin genişliği. Ama en büyük verebilme varsıllığımız içimizdeki sevgi, iyi niyet, hoşgörüdür. Sevgisi olmayan bir insanın selamı bile yavan olur. Çantasındaki bir lokma ekmeği bölüşebilen bir insan neleri bölüşmez ki? Ne demişti Şeyh Bedrettin ‘Yârin yanağından gayrı her şey de her yerde hep beraber diyebilmek için’ ne büyük bir dilek. İşte insanın içinde insan sevgisi olmasa bütün bunları söyleye bilir mi? Söyleyemez.
İnsanların değer yargısı da farklı farklıdır. Ama evrensel değerler vardır bu evrensel değerler hiçbir zaman değerini kaybetmemiştir. Bütün toplumlarda da geçerliliğini korumuştur. Maddesel değerler bir zaman gelir yok olurlar. Şunu unutmayalım. Para ile elde edilen değerler ucuz değerlerdir. Bedelini ödeyince elde edersin sen elde edemesen de bir başkası elde edebilir. Yeter ki bedelini ödesin. Asıl varsıllık para ile satılmayan değerlerdir. Sevgi, hoşgörü, insanlık, yardımlaşma gibi.
“Bir gezgin dağ bayır dolaşırken bir akarsuyun içinde değerli bir taş buldu. Ertesi gün de yolu üzerinde bir adamla karşılaştı. Adam çok açtı. Gezgin, torbasındaki yiyeceği bu kişi ile paylaştı. Gezgin çantasını açarken aç adamın gözü gezginin çantasındaki değerli taşa ilişti. Gezginden bu değerli taşı kendisine vermesini istedi. Gezgin hiç düşünmeden ve tereddüt etmeden taşı adama uzattı. Adam taşı alır almaz sevinçle koşarak uzaklaştı. Artık kendisine ömür boyu yetecek maddi güvenceye sahipti. Bu olaydan, birkaç gün sonra gezgin arkasından koşarak kendisine doğru yaklaşan adamı gördü. Adam iki büklüm birkaç nefes aldıktan sonra doğruldu ve değerli taşı gezgine uzattı. ‘Senden ayrıldıktan sonra uzun uzun düşündüm. Bu taşın ne denli değerli olduğunu biliyorum. Ama onu geri verip senden daha değerli bir şey istiyorum. Bu taşı bana rahatlıkla vermeni sağlayan o içindeki şey her ne ise ondan istiyorum!’ dedi.” (*)
Sizin için maddesel değerlerin bir önemi yoksa elinizdeki maddesel değerleri bir başkası ile bölüşmeniz kadar normal bir davranış yoktur. Bunun içindir ki kültürümüzde yardımlaşmanın çok farklı şekilleri uygulanmakta. Birde maddesel değerlere önem veren yardımlaşma olgusunu bilmeyen insanlar var ki toplumda onlar hep tedirgin yaşamaktadırlar. Böylesine tedirgin yaşamaktansa elinizdeki değerleri paylaşmayı düşünün diyenlere de düşman gibi bakarlar. Unutmayın bu dünyadan malla mülkle giden olmamıştır. Tarih öncesi dönemlerdeki sultanlar malı mülkü altını ile gömülmüşler onların mezarını da günümüzde defineciler talan etmişlerdir. Siz en azından mezarınızda rahat uyuyun.
(*) Bütün dünya Şubat 2013 sayfa 113
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hidayet Oktay
Vermesini bilebilmek
Vermesini bilmeyen almasını da bilemez derler. Ne büyük erdemdir verebilmek. Selam vermekten tutunda elindeki avucundakini verebilmeye kadar gider vermenin genişliği. Ama en büyük verebilme varsıllığımız içimizdeki sevgi, iyi niyet, hoşgörüdür. Sevgisi olmayan bir insanın selamı bile yavan olur. Çantasındaki bir lokma ekmeği bölüşebilen bir insan neleri bölüşmez ki? Ne demişti Şeyh Bedrettin ‘Yârin yanağından gayrı her şey de her yerde hep beraber diyebilmek için’ ne büyük bir dilek. İşte insanın içinde insan sevgisi olmasa bütün bunları söyleye bilir mi? Söyleyemez.
İnsanların değer yargısı da farklı farklıdır. Ama evrensel değerler vardır bu evrensel değerler hiçbir zaman değerini kaybetmemiştir. Bütün toplumlarda da geçerliliğini korumuştur. Maddesel değerler bir zaman gelir yok olurlar. Şunu unutmayalım. Para ile elde edilen değerler ucuz değerlerdir. Bedelini ödeyince elde edersin sen elde edemesen de bir başkası elde edebilir. Yeter ki bedelini ödesin. Asıl varsıllık para ile satılmayan değerlerdir. Sevgi, hoşgörü, insanlık, yardımlaşma gibi.
“Bir gezgin dağ bayır dolaşırken bir akarsuyun içinde değerli bir taş buldu. Ertesi gün de yolu üzerinde bir adamla karşılaştı. Adam çok açtı. Gezgin, torbasındaki yiyeceği bu kişi ile paylaştı. Gezgin çantasını açarken aç adamın gözü gezginin çantasındaki değerli taşa ilişti. Gezginden bu değerli taşı kendisine vermesini istedi. Gezgin hiç düşünmeden ve tereddüt etmeden taşı adama uzattı. Adam taşı alır almaz sevinçle koşarak uzaklaştı. Artık kendisine ömür boyu yetecek maddi güvenceye sahipti.
Bu olaydan, birkaç gün sonra gezgin arkasından koşarak kendisine doğru yaklaşan adamı gördü. Adam iki büklüm birkaç nefes aldıktan sonra doğruldu ve değerli taşı gezgine uzattı. ‘Senden ayrıldıktan sonra uzun uzun düşündüm. Bu taşın ne denli değerli olduğunu biliyorum. Ama onu geri verip senden daha değerli bir şey istiyorum. Bu taşı bana rahatlıkla vermeni sağlayan o içindeki şey her ne ise ondan istiyorum!’ dedi.” (*)
Sizin için maddesel değerlerin bir önemi yoksa elinizdeki maddesel değerleri bir başkası ile bölüşmeniz kadar normal bir davranış yoktur. Bunun içindir ki kültürümüzde yardımlaşmanın çok farklı şekilleri uygulanmakta. Birde maddesel değerlere önem veren yardımlaşma olgusunu bilmeyen insanlar var ki toplumda onlar hep tedirgin yaşamaktadırlar. Böylesine tedirgin yaşamaktansa elinizdeki değerleri paylaşmayı düşünün diyenlere de düşman gibi bakarlar. Unutmayın bu dünyadan malla mülkle giden olmamıştır. Tarih öncesi dönemlerdeki sultanlar malı mülkü altını ile gömülmüşler onların mezarını da günümüzde defineciler talan etmişlerdir. Siz en azından mezarınızda rahat uyuyun.
(*) Bütün dünya Şubat 2013 sayfa 113