Doğu Akdeniz’in sahip olduğu zengin enerji kaynakları, devletler arasında ciddi ihtilaf ve çatışmaları da beraberinde getiriyor. Bu çatışmaların en önemli nedenini deniz yetki alanları konusundaki anlaşmazlıklar oluşturuyor. Doğu Akdeniz’e kıyısı bulunan devletler, deniz yetki alanlarının sınırları konusunda ciddi görüş ayrılıkları yaşıyor.
İsrail – Lübnan : İsrail’in büyük rezervler keşfettiği Tamar ve Leviathan sahasında, Lübnan’la arasında anlaşmazlık sürüyor. Öte yandan, İsrail’in yakın zamanda Lübnan’a saldırması ve deniz kaynaklarını gasp etmesi ihtimali kuvvetli görünüyor.
Türkiye & Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti – Kıbrıs Rum Kesimi : Kıbrıs Rum esimi ile İsrail arasında 2010 yılında yapılan deniz sınırlarını belirleyen anlaşma, Türkiye tarafından, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yetki alanları yok sayıldığı için geçersiz ilan edildi. Buna rağmen, Kıbrıs Rum yönetimi 2010 yılında, İsrail adına arama çalışmaları yürütmek üzere Noble Energy şirketine ruhsat verdi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye, bölgede KKTC’nin da hakkı bulunduğu yönünde itirazlarını sürdürüyor, konu üzerindeki anlaşmazlık devam ediyor.
Türkiye & Libya – Diğer Devletler : Türkiye ile Libya’nın BM tarafından tanınan meşru hükümeti arasında 27 Kasım 2019 tarihinde Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşması imzalandı. İki ülkeyi denizden komşu yapan bu anlaşma, kıyı devletlerinin MEB iddialarıyla uyuşmadığından itirazlar alırken, Batılı devletleri de oldukça rahatsız etti.
Filistin – İsrail : İsrail’in Gazze’yi işgali aynı zamanda Filistin’in denizle bağlantısının kesilmesi ve deniz yetki alanlarının İsrail tarafından ele geçirilmesi anlamına geliyor. Böylece İsrail, bu alandaki Filistinlilere ait zengin enerji rezervlerini gasp etmiş olacak. İsrail Filistin’de sadece katliam yapmıyor, Filistinlilerin sahip olduğu her türlü zenginliğe de el koyuyor.
Doğu Akdeniz’deki kaynakların adil ve sürdürülebilir paylaşımı bölgenin istikrarı için önemli olmakla birlikte, sınırları üzerindeki egemenlik yetkisi devletlerin kırmızı çizgisidir.
Uluslararası hukuka göre, devletler kıyılarından 200 deniz mili mesafeye kadar olan alanı Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan edebilirler. Ancak bu kuralın uygulanması halinde, Doğu Akdeniz’in coğrafi yapısı ve kıyı devletlerinin birbirlerine olan mesafeleri nedeniyle, devletlerin MEB’lerinin kesişmesi, iç içe girmesi kaçınılmaz. Özellikle Türkiye’ye yakınlığı nedeniyle Kıbrıs Adasının herhangi bir kıyı ülkesiyle yapacağı MEB anlaşması Türkiye’nin yetki sınırlarını ihlal edecektir.
Nitekim Güney Kıbrıs Rum Kesiminin, KKTC ve Türkiye’yi yok sayarak, Yunanistan, Mısır, İsrail ve Lübnan’la yaptığı MEB anlaşmaları, Türkiye’nin deniz yetki alanlarını fiilen ihlal etmektedir.
Türkiye, Filistin yönetimiyle ikili MEB anlaşması imzalamak için yoğun çaba harcamış, ancak son aşamada, İsrail’in Filistin’deki işgalci tutumu ve son olarak da Gazze saldırıları, bu anlaşmanın gerçekleşmesine engel olmuştur.
Batılı devletlerin de desteğiyle, Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan, Mısır, İsrail ve Lübnan arasında yapılan MEB anlaşmalarını kabul etmek, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki haklarından vazgeçmesinin ötesinde, kendi karasına hapsedilmesi ve deniz yetki alanlarındaki ulusal egemenliğine kast edilmesi anlamına geliyor. Bu durum Türkiye için savaş sebebidir. Türkiye’nin karası ve deniziyle ülke sınırları üzerindeki egemenliği tartışılamaz.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nejmettin Özdemir
Doğu Akdeniz'de neler oluyor? | 2
Doğu Akdeniz’in sahip olduğu zengin enerji kaynakları, devletler arasında ciddi ihtilaf ve çatışmaları da beraberinde getiriyor. Bu çatışmaların en önemli nedenini deniz yetki alanları konusundaki anlaşmazlıklar oluşturuyor. Doğu Akdeniz’e kıyısı bulunan devletler, deniz yetki alanlarının sınırları konusunda ciddi görüş ayrılıkları yaşıyor.
İsrail – Lübnan : İsrail’in büyük rezervler keşfettiği Tamar ve Leviathan sahasında, Lübnan’la arasında anlaşmazlık sürüyor. Öte yandan, İsrail’in yakın zamanda Lübnan’a saldırması ve deniz kaynaklarını gasp etmesi ihtimali kuvvetli görünüyor.
Türkiye & Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti – Kıbrıs Rum Kesimi : Kıbrıs Rum esimi ile İsrail arasında 2010 yılında yapılan deniz sınırlarını belirleyen anlaşma, Türkiye tarafından, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yetki alanları yok sayıldığı için geçersiz ilan edildi. Buna rağmen, Kıbrıs Rum yönetimi 2010 yılında, İsrail adına arama çalışmaları yürütmek üzere Noble Energy şirketine ruhsat verdi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye, bölgede KKTC’nin da hakkı bulunduğu yönünde itirazlarını sürdürüyor, konu üzerindeki anlaşmazlık devam ediyor.
Türkiye & Libya – Diğer Devletler : Türkiye ile Libya’nın BM tarafından tanınan meşru hükümeti arasında 27 Kasım 2019 tarihinde Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşması imzalandı. İki ülkeyi denizden komşu yapan bu anlaşma, kıyı devletlerinin MEB iddialarıyla uyuşmadığından itirazlar alırken, Batılı devletleri de oldukça rahatsız etti.
Filistin – İsrail : İsrail’in Gazze’yi işgali aynı zamanda Filistin’in denizle bağlantısının kesilmesi ve deniz yetki alanlarının İsrail tarafından ele geçirilmesi anlamına geliyor. Böylece İsrail, bu alandaki Filistinlilere ait zengin enerji rezervlerini gasp etmiş olacak. İsrail Filistin’de sadece katliam yapmıyor, Filistinlilerin sahip olduğu her türlü zenginliğe de el koyuyor.
Doğu Akdeniz’deki kaynakların adil ve sürdürülebilir paylaşımı bölgenin istikrarı için önemli olmakla birlikte, sınırları üzerindeki egemenlik yetkisi devletlerin kırmızı çizgisidir.
Uluslararası hukuka göre, devletler kıyılarından 200 deniz mili mesafeye kadar olan alanı Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan edebilirler. Ancak bu kuralın uygulanması halinde, Doğu Akdeniz’in coğrafi yapısı ve kıyı devletlerinin birbirlerine olan mesafeleri nedeniyle, devletlerin MEB’lerinin kesişmesi, iç içe girmesi kaçınılmaz. Özellikle Türkiye’ye yakınlığı nedeniyle Kıbrıs Adasının herhangi bir kıyı ülkesiyle yapacağı MEB anlaşması Türkiye’nin yetki sınırlarını ihlal edecektir.
Nitekim Güney Kıbrıs Rum Kesiminin, KKTC ve Türkiye’yi yok sayarak, Yunanistan, Mısır, İsrail ve Lübnan’la yaptığı MEB anlaşmaları, Türkiye’nin deniz yetki alanlarını fiilen ihlal etmektedir.
Türkiye, Filistin yönetimiyle ikili MEB anlaşması imzalamak için yoğun çaba harcamış, ancak son aşamada, İsrail’in Filistin’deki işgalci tutumu ve son olarak da Gazze saldırıları, bu anlaşmanın gerçekleşmesine engel olmuştur.
Batılı devletlerin de desteğiyle, Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan, Mısır, İsrail ve Lübnan arasında yapılan MEB anlaşmalarını kabul etmek, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki haklarından vazgeçmesinin ötesinde, kendi karasına hapsedilmesi ve deniz yetki alanlarındaki ulusal egemenliğine kast edilmesi anlamına geliyor. Bu durum Türkiye için savaş sebebidir. Türkiye’nin karası ve deniziyle ülke sınırları üzerindeki egemenliği tartışılamaz.