Hava Durumu

Dünyanın yeni güvenlik mimarisinde Avrupa’nın Türkiye’ye olan ihtiyacı -1-

Yazının Giriş Tarihi: 19.04.2025 18:15
Yazının Güncellenme Tarihi: 20.04.2025 04:48

Trump’ın Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı koltuğuna oturmasının ardından bir biri ardına yaptığı uygulamalarla dünyada kurulu düzenin taşları yerinden oynamaya başladı.

Trump’ın Amerika’nın ticaret yaptığı tüm ülkelere ek gümrük vergileri koyarak tüm dünyaya özellikle de Çin’e karşı başlattığı ticaret savaşları, borsalarda neden olduğu çöküşle piyasaları alt üst ederken, Çin ve AB ülkelerinin yeni gümrük vergilerine karşılık vereceklerini açıklamaları, dünya ticaretinde olağan dışı ve öngörülemez gelişmeler yaşanacağına işaret ediyor.

Öte yandan, bu yazının da konusunu oluşturan bir diğer önemli mesele, Trump’ın ülkelerin savunma ve güvenlik pozisyonlarını temelden etkileyecek icraatlara yönelmesi. Trump’ın Rusya-Ukrayna savaşında ABD’nin şimdiye kadar destek verdiği Ukrayna’ya desteğini kesmesi ve özellikle NATO üyesi AB ülkelerini yeterince savunma harcaması yapmamakla suçlayarak, bu durumun değişmemesi halinde Amerika’nın artık Avrupa savunmasında yer almayacağını açıklaması, dünyada mevcut güvenlik ve savunma mimarisini kökünden sarsacak ve muhtemel sıcak çatışmalara yol açabilecek kadar önemli bir hususu ifade ediyor.

Trump yönetimi Avrupa’nın kendi güvenliği için daha fazlasını yapması konusunda ısrarcı. Trump ABD’nin önceliğinin kendi sınırları olduğunu, Avrupa’nın ve Ukrayna’nın güvenliğini artık büyük ölçüde kendi başlarına sağlamaları gerektiğini belirtiyor.

Avrupa ise endişeli. Trump’ın, Beyaz Saray’da Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy'le yaşadığı tartışmanın ardından bu ülkeye askeri desteği askıya alması, savunma alanında ABD'ye olan bağımlılığın azaltılmasının gerekli olduğu görüşünü güçlendirdi.

AVRUPA SAVUNMADA ABD'YE NE KADAR BAĞIMLI?

Öte yandan, Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) tarafından yayımlanan Uluslararası Silah Transferi Eğilimleri Raporu, Avrupa'nın savunma alanında ABD'den bağımsızlaşmasının hiç de kolay olmadığını ortaya koyuyor. Rapora göre 2020-2024 döneminde NATO'nun Avrupalı üyelerinin ithal ettiği silahların yüzde 64'ü ABD tarafından tedarik edildi. Bu oran 2015-2019 döneminde yüzde 52 seviyesindeydi. Son yirmi yılda ABD'nin silah ihracatında en büyük pay ilk kez Orta Doğu (yüzde 33) yerine Avrupa'nın (yüzde 35) oldu.

Diğer taraftan Avrupa’nın ABD’ye bağımlılığı sadece silah tedariki konusunda değil, silahların kullanımı konusunda da geçerli. Örneğin F-16 savaş uçaklarının üçüncü ülkeler tarafından başka bir ülkeye teslimi ABD'nin onayı olmadan mümkün değil. Hava savunma sistemleri Patriot'lar, ABD füze göndermediği sürece işlevsiz kalıyor. HIMARS füzelerinin hedeflerini tam isabetle vurabilmesi için gerekli GPS koordinatları ABD'nin verdiği kodlara bağlı. Ayrıca askeri kaynaklara göre ABD, yeni nesil savaş uçakları F-35'lerin havalanmasını teknik olarak engelleme kapasitesine sahip. Avrupa ülkelerinin, ABD’nin desteği olmadan önemli hava savunma ve istihbarat paylaşım kanallarını da yitireceğine dikkat çekiliyor.

Uzmanlara göre Avrupa'nın silah üretimi parçalı ve büyük ölçekli savaşa uygun değil ve Avrupa, ABD’ye bağımlılıktan kurtulmak ve kendi savunma sistemini kurmak istiyor.

DÜNYA’NIN GÜVENLİK MİMARİSİ ÇATIRDIYOR MU?

Trump’ın AB ülkelerini NATO’ya karşı yükümlülüklerini yerine getirmemekle suçlaması ve ABD’nin bundan böyle Avrupa’yı savunmayacağını açıklaması, 2. Dünya savaşı sonrası kurulan dünyanın iki bloklu güvenlik mimarisini de değiştirecek nitelik taşıyor.

2. dünya savaşı sonrası dünyasında Batı Bloğu ülkeleri ABD liderliğinde NATO savunma ittifakını kurarken, Doğu Bloğu ülkeleri Rusya liderliğinde Varşova paktı adı altında birleştiler. Sovyetler birliğinin resmen dağıldığı 1992 yılında Varşova paktı da sona erse de NATO’nun Rusya’ya karşı savunma rolü ve misyonu bugüne kadar devam etti. Bugün ise ABD’nin Avrupa ülkelerini kendi güvenlik şemsiyesinde daha fazla tutmak istemeyen tavrı, NATO’nun geleceğini sorgulatıyor.

Esasen bugüne kadar süre gelen dünyanın ABD ve Rusya eksenli savunma mimarisi, bu iki blok etrafında toplanan ülkelerin savunma harcamaları ve faaliyetlerini kontrol altında tutan bir mekanizmayı da oluşturmuş, savunma-saldırı eylemlerini kontrol ederek, ülkelerin tek başlarına ya da bir kaçının birden saldırgan eylemlerde bulunmasına engel olmayı başarmıştır.

NATO’nun bu fonksiyonunu yitirmesi, devletlerin başına buyruk ve fevri savunma-saldırı girişimlerini tetikleyebilir. Askeri harcamalarda artış, kontrolsüz bir silahlanma yarışı, farklı risk ve tehdit algıları ve karşılıklı meydan okumalarla, dünyanın kısa sürede bir sıcak çatışmanın eşiğine gelme riski artabilir. İki kutuplu sistemde var olan dengeleyici kontrol mekanizması, çok kutuplu bir yapıda yerini nispeten kontrolsüz ve öngörülemez bir ortama bırakabilir.

Nitekin dünyanın gördüğü 2 büyük savaş, bu tür ortamlarda ve Avrupa merkezli olarak çıkmıştır. Bu konuda özellikle Almanya’nın sabıkasının kabarık olduğunu belirtmek gerekir.

ABD’nin asıl hedefi Asya-Pasifik’te Çin’le mücadele etmek. Bu yüzden dünyanın geri kalanındaki sorunları kendince çözerek ya da geride bırakarak Çin’e odaklanmak istiyor. Ulusalcı mantığın temel söylemi olan “Amerika başkaları için yük yüklenmeyecek” mottosu gereği ABD, dünya üzerindeki yayılımını azaltarak kendi içine dönmeyi ve ekonomi başta olmak üzere, iç sorunlarını hallederek Çin’e karşı verdiği hegemonik savaşta güçlü durmayı hedefliyor.

Devamı var...

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.