Dünyanın yeni güvenlik mimarisinde Avrupa’nın Türkiye’ye olan ihtiyacı -2-
Yazının Giriş Tarihi: 26.04.2025 16:34
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.04.2025 18:17
AVRUPA ABD OLMADAN KENDİNİ SAVUNABİLİR Mİ?
Tüm bunlar olurken Avrupa kendi savunma sistemini kurmanın adımlarını atmaya çalışıyor. Savunmada bugüne kadar ABD’ye bağımlı olan Avrupa’nın mevcut kuvvet, silah ve mühimmat yapısı, özellikle Rusya’dan gelecek bir tehdit ya da saldırıyla baş edebilecek seviyede değil. Bugün itibariyle Avrupa’nın savunma sanayi teknolojisi ve üretim kapasitesi, kendi güvenliğini sağlamaktan uzak görünüyor.
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün verilerine göre, Avrupa ülkelerinde yaklaşık 32 bin 700 zırhlı araç, 2 bin 200 kundağı motorlu obüs ve 2 bin 100 savaş jeti var. Rusya’da ise yaklaşık 10 bin 700 zırhlı araç, 1400 kundağı motorlu obüs ve 1100 savaş uçağı bulunuyor. Avrupa ülkelerindeki toplam tank sayısı yaklaşık 5 bin iken, Rus ordusu 3 bin tanka sahip. Diğer yandan, Avrupa ordularının dron savaşında deneyimsiz olduğu ve Ukrayna'ya bağışlanan askeri teçhizatla cephaneliklerin zayıfladığı da belirtiliyor.
Avrupa Rusya karşılaştırmasında, Avrupa’nın gücü üstün gözükse de asıl sorun, silah ve mühimmat üretme kapasitesi ve orduların savaş kabiliyeti. Avrupa bu konuda Rusya’nın epeyce gerisinde bulunuyor.
NÜKLEER DENGE
Avrupa güvenliğinin sağlanmasında en önemli konulardan biri de şüphesiz nükleer silahların caydırıcı gücü. Avrupa’nın savunmada daha fazlasını yapmasını isteyen Amerika’nın nükleer caydırıcılığa katkısının sürüp sürmeyeceği henüz netlik kazanmış değil. ABD'nin nükleer kapasitesinin Rusya’yı NATO ülkelerine saldırmaktan caydırdığı bir gerçek. ABD'nin katkısının sonlanması halinde, diğer NATO ülkeleri nükleer dengeyi korumak zorunda kalacak.
DÜNYANIN YENİ GÜVENLİK MİMARİSİ
Dünya yeni bir paylaşım dönemine hızla ilerlerken, dünyada yeni bir güvenlik mimarisinin ortaya çıkacağı görülüyor.
Türkiye’nin de diyalog ortağı olarak katıldığı, Çin’in öncülüğünde kurulan Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ)’nün temel amacı, ABD nezdinde batıya karşı güvenlik-savunma temelli alternatif ve etkili bir blok oluşturmak. Nitekim Formun Altı
ŞİÖ zirve toplantısında, ABD’ye Orta Asya’daki askeri varlığına son verme çağrısı yapılması üzerine, ABD Özbekistan’daki askerlerini bu ülkeden çekmiştir.
AB ise kuracağı yeni savunma sisteminin NATO’ya tamamlayıcı pozisyonda olacağını söylüyor. AB Zirvesinin sonuç metninde yer alan “Avrupa Birliği’nin savunma alanında güçlenmesi, NATO’ya tamamlayıcı nitelikte olacak ve küresel güvenliğe olumlu katkı sağlayacaktır.” ifadesi bu manada dikkat çekiyor.
Dünyanın güvenlik mimarisi şekil değiştiriyor, çeşitleniyor.
AVRUPA SAVUNMA YOL HARİTASINI ÇİZİYOR: “REARM EUROPE”
Trump yönetiminin Avrupa’nın güvenliğini kendi başına sağlaması gerektiğini vurgulaması ve olası bir Rusya saldırısı tehdidi, AB’yi savunma sanayisini güçlendirmeye itiyor. Avrupa Birliği, savunma alanında Amerika Birleşik Devletleri’ne olan bağımlılığını kırmaya yönelik yeni bir strateji açıkladı. Mart ayında duyurulan “White Paper for European Defence –Readiness 2030” (Tr. Avrupa Savunması İçin Kabine Raporu–2030’a Hazırlık) başlıklı güvenlik stratejisi, Avrupa’nın savunmasını güçlendirme ve savunma ekipmanlarını Avrupa’dan temin etme hedefini merkeze alıyor. Avrupa’nın yükselen tehditlere ve ABD’nin güvenlik şemsiyesinin dışında kalma ihtimaline karşı savunma alanında kendi kendine yetmesi amaçlanıyor. Bu hedefleri gerçekleştirmek için “ReArm Europe” (Avrupa’yı Yeniden Silahlandır) planı ile 2030 yılına kadar Avrupa’nın savunma kapasitesini güçlendirmek için 800 milyar avroya kadar kaynak oluşturması bekleniyor.
Strateji belgesi, savunma sanayisini desteklemek, savunma sektöründeki dönüşümü hızlandırmak, askeri hareketliliği artırmak ve AB ülkeleri arasındaki operasyonel iş birliğini teşvik ederek Avrupa’nın güvenlik krizlerine hazırlık seviyesini yükseltmek hedeflerine odaklanıyor.
Plan kapsamında, ulusal muafiyet maddesi devreye alınarak, üye ülkelerin savunma harcamalarını GSYİH’nın yüzde 1,5’i oranında artırmasına olanak tanınacak.
Bu yeni strateji kapsamında, AB ülkeleri askeri ekipmanlarının büyük kısmını Avrupa’dan tedarik etmeye teşvik edilecek. Yeni kredi paketinden yararlanabilmek için ülkelerin, satın aldıkları ekipmanların en az yüzde 65’ini AB merkezli tedarikçilerden temin etmeleri gerekecek.
Ek olarak, AB bütçesinden sağlanacak mali kaynakların yüzde 35’lik bir oranının, birliğe üye olmayan ülkelerin savunma ürünlerine harcanmasına, bu ülkelerden alım yapılmasına imkan sağlayan öneri Fransa’nın muhalefetine rağmen birlik tarafından kabul edildi.
Öte yandan, 2. Dünya savaşı sonrası askeri yapılanması kısıtlanan Almanya, ülkenin yeniden silahlanması için “Bazuka” adı verilen devasa bir yatırım planını, Mart ayında Federal Mecliste onayladı. Plan savunma harcamaları için 500 milyar avro tutarında bir altyapı fonu oluşturulmasını öngörüyor.
AB’nin yakın gelecekte bünyesinde NATO benzeri bir yapılanmaya giderek ciddi bir savunma gücü ve kendisine ait bir komuta kontrol mekanizması oluşturacağı görülüyor.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nejmettin Özdemir
Dünyanın yeni güvenlik mimarisinde Avrupa’nın Türkiye’ye olan ihtiyacı -2-
AVRUPA ABD OLMADAN KENDİNİ SAVUNABİLİR Mİ?
Tüm bunlar olurken Avrupa kendi savunma sistemini kurmanın adımlarını atmaya çalışıyor. Savunmada bugüne kadar ABD’ye bağımlı olan Avrupa’nın mevcut kuvvet, silah ve mühimmat yapısı, özellikle Rusya’dan gelecek bir tehdit ya da saldırıyla baş edebilecek seviyede değil. Bugün itibariyle Avrupa’nın savunma sanayi teknolojisi ve üretim kapasitesi, kendi güvenliğini sağlamaktan uzak görünüyor.
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün verilerine göre, Avrupa ülkelerinde yaklaşık 32 bin 700 zırhlı araç, 2 bin 200 kundağı motorlu obüs ve 2 bin 100 savaş jeti var. Rusya’da ise yaklaşık 10 bin 700 zırhlı araç, 1400 kundağı motorlu obüs ve 1100 savaş uçağı bulunuyor. Avrupa ülkelerindeki toplam tank sayısı yaklaşık 5 bin iken, Rus ordusu 3 bin tanka sahip. Diğer yandan, Avrupa ordularının dron savaşında deneyimsiz olduğu ve Ukrayna'ya bağışlanan askeri teçhizatla cephaneliklerin zayıfladığı da belirtiliyor.
Avrupa Rusya karşılaştırmasında, Avrupa’nın gücü üstün gözükse de asıl sorun, silah ve mühimmat üretme kapasitesi ve orduların savaş kabiliyeti. Avrupa bu konuda Rusya’nın epeyce gerisinde bulunuyor.
NÜKLEER DENGE
Avrupa güvenliğinin sağlanmasında en önemli konulardan biri de şüphesiz nükleer silahların caydırıcı gücü. Avrupa’nın savunmada daha fazlasını yapmasını isteyen Amerika’nın nükleer caydırıcılığa katkısının sürüp sürmeyeceği henüz netlik kazanmış değil. ABD'nin nükleer kapasitesinin Rusya’yı NATO ülkelerine saldırmaktan caydırdığı bir gerçek. ABD'nin katkısının sonlanması halinde, diğer NATO ülkeleri nükleer dengeyi korumak zorunda kalacak.
DÜNYANIN YENİ GÜVENLİK MİMARİSİ
Dünya yeni bir paylaşım dönemine hızla ilerlerken, dünyada yeni bir güvenlik mimarisinin ortaya çıkacağı görülüyor.
Türkiye’nin de diyalog ortağı olarak katıldığı, Çin’in öncülüğünde kurulan Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ)’nün temel amacı, ABD nezdinde batıya karşı güvenlik-savunma temelli alternatif ve etkili bir blok oluşturmak. Nitekim Formun Altı
ŞİÖ zirve toplantısında, ABD’ye Orta Asya’daki askeri varlığına son verme çağrısı yapılması üzerine, ABD Özbekistan’daki askerlerini bu ülkeden çekmiştir.
AB ise kuracağı yeni savunma sisteminin NATO’ya tamamlayıcı pozisyonda olacağını söylüyor. AB Zirvesinin sonuç metninde yer alan “Avrupa Birliği’nin savunma alanında güçlenmesi, NATO’ya tamamlayıcı nitelikte olacak ve küresel güvenliğe olumlu katkı sağlayacaktır.” ifadesi bu manada dikkat çekiyor.
Dünyanın güvenlik mimarisi şekil değiştiriyor, çeşitleniyor.
AVRUPA SAVUNMA YOL HARİTASINI ÇİZİYOR: “REARM EUROPE”
Trump yönetiminin Avrupa’nın güvenliğini kendi başına sağlaması gerektiğini vurgulaması ve olası bir Rusya saldırısı tehdidi, AB’yi savunma sanayisini güçlendirmeye itiyor. Avrupa Birliği, savunma alanında Amerika Birleşik Devletleri’ne olan bağımlılığını kırmaya yönelik yeni bir strateji açıkladı. Mart ayında duyurulan “White Paper for European Defence –Readiness 2030” (Tr. Avrupa Savunması İçin Kabine Raporu–2030’a Hazırlık) başlıklı güvenlik stratejisi, Avrupa’nın savunmasını güçlendirme ve savunma ekipmanlarını Avrupa’dan temin etme hedefini merkeze alıyor. Avrupa’nın yükselen tehditlere ve ABD’nin güvenlik şemsiyesinin dışında kalma ihtimaline karşı savunma alanında kendi kendine yetmesi amaçlanıyor. Bu hedefleri gerçekleştirmek için “ReArm Europe” (Avrupa’yı Yeniden Silahlandır) planı ile 2030 yılına kadar Avrupa’nın savunma kapasitesini güçlendirmek için 800 milyar avroya kadar kaynak oluşturması bekleniyor.
Strateji belgesi, savunma sanayisini desteklemek, savunma sektöründeki dönüşümü hızlandırmak, askeri hareketliliği artırmak ve AB ülkeleri arasındaki operasyonel iş birliğini teşvik ederek Avrupa’nın güvenlik krizlerine hazırlık seviyesini yükseltmek hedeflerine odaklanıyor.
Plan kapsamında, ulusal muafiyet maddesi devreye alınarak, üye ülkelerin savunma harcamalarını GSYİH’nın yüzde 1,5’i oranında artırmasına olanak tanınacak.
Bu yeni strateji kapsamında, AB ülkeleri askeri ekipmanlarının büyük kısmını Avrupa’dan tedarik etmeye teşvik edilecek. Yeni kredi paketinden yararlanabilmek için ülkelerin, satın aldıkları ekipmanların en az yüzde 65’ini AB merkezli tedarikçilerden temin etmeleri gerekecek.
Ek olarak, AB bütçesinden sağlanacak mali kaynakların yüzde 35’lik bir oranının, birliğe üye olmayan ülkelerin savunma ürünlerine harcanmasına, bu ülkelerden alım yapılmasına imkan sağlayan öneri Fransa’nın muhalefetine rağmen birlik tarafından kabul edildi.
Öte yandan, 2. Dünya savaşı sonrası askeri yapılanması kısıtlanan Almanya, ülkenin yeniden silahlanması için “Bazuka” adı verilen devasa bir yatırım planını, Mart ayında Federal Mecliste onayladı. Plan savunma harcamaları için 500 milyar avro tutarında bir altyapı fonu oluşturulmasını öngörüyor.
AB’nin yakın gelecekte bünyesinde NATO benzeri bir yapılanmaya giderek ciddi bir savunma gücü ve kendisine ait bir komuta kontrol mekanizması oluşturacağı görülüyor.