Öte yandan Pakistan son dönemde, Rusya ve Çin ile ilişkilerini daha da geliştirme ve bu durumu Batı’ya ve Hindistan’a karşı kullanma çabası içine girmiştir. Pakistan ABD’ye karşı alternatifsiz olmadığını ilan etmeye çalışmaktadır.
Yakın zamana gelindiğinde ise Pakistan, Temmuz ayında Azerbaycan’ın Hankendi şehrinde yapılan Türk dünyası zirvesine katılmış ve zirvede gündeme gelen bölgesel askeri ittifak teklifini desteklemiştir.
Yine Pakistan, İsrail’in Katar saldırısının ardından başkent Doha’da yapılan İslam işbirliği teşkilatı zirvesine katılarak, İsrail’i kınayan ve İslam ülkeleri arasında NATO benzeri bir askeri yapılanmayı gündeme getiren sonuç bildirisini imzalamıştır.
Ayrıca Suudi Arabistan’la Pakistan arasında Eylül ayında askeri işbirliği anlaşması imzalanmış, böylece Pakistan Suudi Arabistan’ı nükleer koruması altına almıştır.
SONUÇ
Bağımsızlığından bu yana, gerek jeopolitik, gerekse jeostratejik konumu ve bağımsız dış politika uygulamaları nedeniyle egemen güçlerin müdahalesine uğrayan ve emperyalizmin kıskacında yer alan Pakistan, bölgede Türk ve Müslüman dünyasıyla birlik olma yolunda kararlı adımlar atıyor. Pakistan bölgede Amerikan çıkarlarıyla uyumlu olmayacak şekilde güçlü bir aktör olma yolunda ilerliyor.
Buna karşılık Amerika, Pakistan’ın Çin’le ve İslam dünyasıyla yakınlaşmaması ve kendi safında yer alması için ciddi girişimlerde bulunuyor. Nisan ayında Pakistan-Hindistan arasında yaşanan kısa süreli savaş ve bugün Afganistan’la yaşanan çatışmalar esasen Amerikan’ın Afganistan’a bu yönde verdiği uyarılardır.
Tüm bu gelişmeler karşısında, bölgede genişletilmiş Türk Birliği ve/veya İslam Birliği gibi ittifakların içerisinde yer almak Pakistan için vazgeçilmez önemdedir.
Bu yolla, hem Pakistan nükleer ve askeri kapasitesiyle bu yapılanmalara güç verecek, hem de böylesi ittifaklar içinde yer alarak dış güçlerin kendi egemenliğine yönelik müdahalelerine karşı güçlü bir bariyer çekmiş olacaktır.
Bölge birliğinin Pakistan’a, Pakistan’ın bölge birliğine ihtiyacı vardır. Bölge ülkelerince kurulacak bir askeri ittifak, emperyalizme karşı koyacak en güçlü odak olacaktır.
Böylece Pakistan; Rusya, ABD ve Çin arasındaki güç mücadelelerinin alanı olmaktan kurtulup merkezi bir aktör haline gelebilir.
Bu sayede Pakistan, alt kıtaya ve kendine özgü bağımsız politikalar geliştirebilir, ABD, Çin ve Rusya gibi büyük güçler karşısında özgün ve etkin bir duruş sahibi olabilir. Bunun gerçekleşmesi sadece Hint alt kıtası ya da Asya için değil, küresel güvenlik ve istikrarın sağlanması için de büyük önem taşımaktadır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nejmettin Özdemir
Emperyalizmin kıskacındaki ülke: Pakistan -5-
SON DÖNEM PAKİSTAN POLİTİKALARI
Öte yandan Pakistan son dönemde, Rusya ve Çin ile ilişkilerini daha da geliştirme ve bu durumu Batı’ya ve Hindistan’a karşı kullanma çabası içine girmiştir. Pakistan ABD’ye karşı alternatifsiz olmadığını ilan etmeye çalışmaktadır.
Yakın zamana gelindiğinde ise Pakistan, Temmuz ayında Azerbaycan’ın Hankendi şehrinde yapılan Türk dünyası zirvesine katılmış ve zirvede gündeme gelen bölgesel askeri ittifak teklifini desteklemiştir.
Yine Pakistan, İsrail’in Katar saldırısının ardından başkent Doha’da yapılan İslam işbirliği teşkilatı zirvesine katılarak, İsrail’i kınayan ve İslam ülkeleri arasında NATO benzeri bir askeri yapılanmayı gündeme getiren sonuç bildirisini imzalamıştır.
Ayrıca Suudi Arabistan’la Pakistan arasında Eylül ayında askeri işbirliği anlaşması imzalanmış, böylece Pakistan Suudi Arabistan’ı nükleer koruması altına almıştır.
SONUÇ
Bağımsızlığından bu yana, gerek jeopolitik, gerekse jeostratejik konumu ve bağımsız dış politika uygulamaları nedeniyle egemen güçlerin müdahalesine uğrayan ve emperyalizmin kıskacında yer alan Pakistan, bölgede Türk ve Müslüman dünyasıyla birlik olma yolunda kararlı adımlar atıyor. Pakistan bölgede Amerikan çıkarlarıyla uyumlu olmayacak şekilde güçlü bir aktör olma yolunda ilerliyor.
Buna karşılık Amerika, Pakistan’ın Çin’le ve İslam dünyasıyla yakınlaşmaması ve kendi safında yer alması için ciddi girişimlerde bulunuyor. Nisan ayında Pakistan-Hindistan arasında yaşanan kısa süreli savaş ve bugün Afganistan’la yaşanan çatışmalar esasen Amerikan’ın Afganistan’a bu yönde verdiği uyarılardır.
Tüm bu gelişmeler karşısında, bölgede genişletilmiş Türk Birliği ve/veya İslam Birliği gibi ittifakların içerisinde yer almak Pakistan için vazgeçilmez önemdedir.
Bu yolla, hem Pakistan nükleer ve askeri kapasitesiyle bu yapılanmalara güç verecek, hem de böylesi ittifaklar içinde yer alarak dış güçlerin kendi egemenliğine yönelik müdahalelerine karşı güçlü bir bariyer çekmiş olacaktır.
Bölge birliğinin Pakistan’a, Pakistan’ın bölge birliğine ihtiyacı vardır. Bölge ülkelerince kurulacak bir askeri ittifak, emperyalizme karşı koyacak en güçlü odak olacaktır.
Böylece Pakistan; Rusya, ABD ve Çin arasındaki güç mücadelelerinin alanı olmaktan kurtulup merkezi bir aktör haline gelebilir.
Bu sayede Pakistan, alt kıtaya ve kendine özgü bağımsız politikalar geliştirebilir, ABD, Çin ve Rusya gibi büyük güçler karşısında özgün ve etkin bir duruş sahibi olabilir. Bunun gerçekleşmesi sadece Hint alt kıtası ya da Asya için değil, küresel güvenlik ve istikrarın sağlanması için de büyük önem taşımaktadır.