Amerika 1979’da İran’da İslam Devrimi yapılmasını onaylarken, Humeyni’yle “anlaşmalı düşmanlık” üzerinde uzlaşmış ve bu, her iki taraf için de kullanışlı bir ilişki biçimini doğurmuştu. Böylece Amerika, Humeyni’yle giriştiği danışıklı dövüşle bölgede, Ortadoğu politikasında uzun yıllar işine yarayacak “kullanışlı bir düşman” ediniyordu.
Saldırılarda özellikle İran ve Amerikan taraflarının birbirlerine önceden haber vermeleri -ki Trump bunu açıkladı ve İran’a teşekkür etti- İran Amerika ilişkilerine ışık tutar nitelikte.
Müslüman dünyasında bölücü hizip olan İran, bu coğrafyada istikrarsızlaştırıcı rol oynamıştır. Rejim, halka saldığı “büyük şeytan” korkusuyla, fütursuz politikalarını rahatça yürütme imkanı bulurken, İsrail ve Amerika’nın bölgedeki çıkarlarına zarar verecek bir eylemde bulunmayan İran, bu çıkarların gerçekleşmesinin önünü açmış, ortam hazırlamıştır. İsrail, İran rejimi sayesinde, “tehdit altındayım” algısını sürekli canlı tutmuş, başta Amerika olmak üzere müttefiklerinden sınırsız askeri ve ekonomik yardımları kesintisiz alabilmiştir. Bu algı sayesinde saldırgan, yayılmacı ve pervasız davranışlarına meşru zemin oluşturmaya çalışmıştır. İran, Amerika’nın bölgeye etkisi ve müdahalesi için her zaman sağlam bir gerekçe oluşturmuş ve “kullanışlı düşman” rolünü eksiksiz yerine getirmiştir.
Ancak bugün gelinen noktada, İran’ın sahnesi bitmiş, rolü sona ermiştir. İsrail’in en uygun koşulları yakaladığı bugün, saldırgan yayılmacılığı önünde İran’a yer yok.
Bununla birlikte, bölgedeki petrolün naklini ve fiyatını riske sokacağı, savaşın tüm bölgeye ve dünyaya yayılacağı endişesi ile Amerika’nın bölgedeki Arap müttefikleri İran’la girilecek bir savaşa karşı çıkıyorlar. Nitekim, İran’ın 2019 da Suudi Arabistan'ın milli petrol şirketi Saudi Aramco'ya ait tesisleri vurması ve Hürmüz Boğazını kapatma tehdidi bu endişeleri haklı çıkarıyor. Bu yüzden Trump, siyonist-evanjelist politikalarla, bölgedeki müttefikleri ve çıkarları arasında ince bir denge kurmak zorunda.
Bu nedenle, Amerika İran’a tam gaz saldırmak yerine sınırlı, iş görecek ama en az riski barındıracak, İsrail’i tatmin edecek ama müttefikleri incitmeyecek ölçüde bir operasyon gerçekleştiriyor.
İşte kısa süreli savaş, bu operasyonun “sert güç” içeren ilk ayağıydı.
KULLANIŞLI DÜŞMANLIKTAN, KULLANIŞLI DOSTLUĞA
İsrail sorunun kökten çözümü için Amerika’yı da İran’da rejim değişikliğine razı etmiş görünüyor. Molla rejimi yıkılarak, yerine seçimle iş başına gelen, batıyla uyumlu, en azından kavga etmeyen, rol de olsa İsrail’in yoluna çıkmayacak “dost” bir rejim hedefleniyor.
Bunun için “yumuşak güç” devreye sokuluyor. İran’da muhalefet destekleniyor ve fonlanıyor, bir yandan devrik Şah ailesinin mensupları harekete geçiriliyor.
İran’da etnik çatışma, rejim karşıtlığı, ekonomik ve sosyal sorunlar kaşınarak çıkarılacak karışıklılar, iç savaşa kadar uzanarak muhtemel bir bölünmeyi getirebilir. İran’daki çok parçalı etnik yapı kullanılarak, ülkenin Fars, Azeri ve Kürt bölgesi olmak üzere, üçe bölünmesi uzak ihtimal değil.
Hülasa, İran düşmese de rejimin düşmesi yakın ve kuvvetli ihtimaldir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nejmettin Özdemir
İran düşer mi? | 2
FAYDASIZ DOSTLUKTAN, KULLANIŞLI DÜŞMANLIĞA
Amerika 1979’da İran’da İslam Devrimi yapılmasını onaylarken, Humeyni’yle “anlaşmalı düşmanlık” üzerinde uzlaşmış ve bu, her iki taraf için de kullanışlı bir ilişki biçimini doğurmuştu. Böylece Amerika, Humeyni’yle giriştiği danışıklı dövüşle bölgede, Ortadoğu politikasında uzun yıllar işine yarayacak “kullanışlı bir düşman” ediniyordu.
Saldırılarda özellikle İran ve Amerikan taraflarının birbirlerine önceden haber vermeleri -ki Trump bunu açıkladı ve İran’a teşekkür etti- İran Amerika ilişkilerine ışık tutar nitelikte.
Müslüman dünyasında bölücü hizip olan İran, bu coğrafyada istikrarsızlaştırıcı rol oynamıştır. Rejim, halka saldığı “büyük şeytan” korkusuyla, fütursuz politikalarını rahatça yürütme imkanı bulurken, İsrail ve Amerika’nın bölgedeki çıkarlarına zarar verecek bir eylemde bulunmayan İran, bu çıkarların gerçekleşmesinin önünü açmış, ortam hazırlamıştır. İsrail, İran rejimi sayesinde, “tehdit altındayım” algısını sürekli canlı tutmuş, başta Amerika olmak üzere müttefiklerinden sınırsız askeri ve ekonomik yardımları kesintisiz alabilmiştir. Bu algı sayesinde saldırgan, yayılmacı ve pervasız davranışlarına meşru zemin oluşturmaya çalışmıştır. İran, Amerika’nın bölgeye etkisi ve müdahalesi için her zaman sağlam bir gerekçe oluşturmuş ve “kullanışlı düşman” rolünü eksiksiz yerine getirmiştir.
Ancak bugün gelinen noktada, İran’ın sahnesi bitmiş, rolü sona ermiştir. İsrail’in en uygun koşulları yakaladığı bugün, saldırgan yayılmacılığı önünde İran’a yer yok.
Bununla birlikte, bölgedeki petrolün naklini ve fiyatını riske sokacağı, savaşın tüm bölgeye ve dünyaya yayılacağı endişesi ile Amerika’nın bölgedeki Arap müttefikleri İran’la girilecek bir savaşa karşı çıkıyorlar. Nitekim, İran’ın 2019 da Suudi Arabistan'ın milli petrol şirketi Saudi Aramco'ya ait tesisleri vurması ve Hürmüz Boğazını kapatma tehdidi bu endişeleri haklı çıkarıyor. Bu yüzden Trump, siyonist-evanjelist politikalarla, bölgedeki müttefikleri ve çıkarları arasında ince bir denge kurmak zorunda.
Bu nedenle, Amerika İran’a tam gaz saldırmak yerine sınırlı, iş görecek ama en az riski barındıracak, İsrail’i tatmin edecek ama müttefikleri incitmeyecek ölçüde bir operasyon gerçekleştiriyor.
İşte kısa süreli savaş, bu operasyonun “sert güç” içeren ilk ayağıydı.
KULLANIŞLI DÜŞMANLIKTAN, KULLANIŞLI DOSTLUĞA
İsrail sorunun kökten çözümü için Amerika’yı da İran’da rejim değişikliğine razı etmiş görünüyor. Molla rejimi yıkılarak, yerine seçimle iş başına gelen, batıyla uyumlu, en azından kavga etmeyen, rol de olsa İsrail’in yoluna çıkmayacak “dost” bir rejim hedefleniyor.
Bunun için “yumuşak güç” devreye sokuluyor. İran’da muhalefet destekleniyor ve fonlanıyor, bir yandan devrik Şah ailesinin mensupları harekete geçiriliyor.
İran’da etnik çatışma, rejim karşıtlığı, ekonomik ve sosyal sorunlar kaşınarak çıkarılacak karışıklılar, iç savaşa kadar uzanarak muhtemel bir bölünmeyi getirebilir. İran’daki çok parçalı etnik yapı kullanılarak, ülkenin Fars, Azeri ve Kürt bölgesi olmak üzere, üçe bölünmesi uzak ihtimal değil.
Hülasa, İran düşmese de rejimin düşmesi yakın ve kuvvetli ihtimaldir.