Doğu Akdeniz’in güvenliği için stratejik önemi ve kuzey Afrika ile Orta Doğudan gelen deniz ticaret yollarının uğrak noktası olması nedeniyle, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Kıbrıs adası, bugündünya devletlerinin enerji kaynakları için verdikleri güç mücadelesine sahne oluyor.
Öyle ki, bölge devletlerinin dışında büyük devletlerin de enerji kaynaklarından pay alma hırsıyla bölgeye askeri güç sevk etmeleri, Kıbrıs ve çevresini bugün dünyanın en yoğun askeri hareketliliğinin yaşandığı mecra haline getirmiş durumda.
TARİHİ SÜREÇ
Osmanlı tarafından 1571 yılında fethedilen Kıbrıs, 1878 yılında İngiltere’ye kiralanmış, 1914’teki ilhak sonucu İngiltere’nin hakimiyetine girdikten sonra, 1960 yılında bağımsızlığını kazanan adada Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantörlüğünde, Türk ve Rum toplumlarının birlikte temsil edildiği Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştur.
İki toplumun birlikte yaşaması sorunları beraberinde getirmiş, Rumların adadaki Türklere saldırması ve katliamlar gerçekleştirmesi üzerine, Türkiye 1974 yılında, garantörlük hakkına dayanarak Barış Harekatıyla adaya asker çıkararak Türklerin güvenliğini sağlamıştır. Böylece Kıbrıs, kuzey ve güney olmak üzere fiilen ikiye bölünmüştür.
Bu tarihten itibaren, adada iki toplumlu adil bir çözüme ulaşabilmek için müzakereler değişik platformlarda süregelmiş ancak olumlu bir sonuca ulaşılamamıştır.
Bunun üzerine 15 Kasım 1983 tarihinde Türk toplumu, adadaki siyasi varlığını devam ettirebilmek için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’ni ilan etmiştir. Ancak 18 Kasım 1983 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) bu kararı kınamış ve üyelere KKTC’ni tanımama çağrısında bulunmuştur.
Esasen sorun tam da bu noktada başlamaktadır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nejmettin Özdemir
Kıbrıs'ta alarm zilleri | 1
Doğu Akdeniz’in güvenliği için stratejik önemi ve kuzey Afrika ile Orta Doğudan gelen deniz ticaret yollarının uğrak noktası olması nedeniyle, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Kıbrıs adası, bugün dünya devletlerinin enerji kaynakları için verdikleri güç mücadelesine sahne oluyor.
Öyle ki, bölge devletlerinin dışında büyük devletlerin de enerji kaynaklarından pay alma hırsıyla bölgeye askeri güç sevk etmeleri, Kıbrıs ve çevresini bugün dünyanın en yoğun askeri hareketliliğinin yaşandığı mecra haline getirmiş durumda.
TARİHİ SÜREÇ
Osmanlı tarafından 1571 yılında fethedilen Kıbrıs, 1878 yılında İngiltere’ye kiralanmış, 1914’teki ilhak sonucu İngiltere’nin hakimiyetine girdikten sonra, 1960 yılında bağımsızlığını kazanan adada Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantörlüğünde, Türk ve Rum toplumlarının birlikte temsil edildiği Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştur.
İki toplumun birlikte yaşaması sorunları beraberinde getirmiş, Rumların adadaki Türklere saldırması ve katliamlar gerçekleştirmesi üzerine, Türkiye 1974 yılında, garantörlük hakkına dayanarak Barış Harekatıyla adaya asker çıkararak Türklerin güvenliğini sağlamıştır. Böylece Kıbrıs, kuzey ve güney olmak üzere fiilen ikiye bölünmüştür.
Bu tarihten itibaren, adada iki toplumlu adil bir çözüme ulaşabilmek için müzakereler değişik platformlarda süregelmiş ancak olumlu bir sonuca ulaşılamamıştır.
Bunun üzerine 15 Kasım 1983 tarihinde Türk toplumu, adadaki siyasi varlığını devam ettirebilmek için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’ni ilan etmiştir. Ancak 18 Kasım 1983 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) bu kararı kınamış ve üyelere KKTC’ni tanımama çağrısında bulunmuştur.
Esasen sorun tam da bu noktada başlamaktadır.