MEB SINIRLARINDA ANLAŞMAZLIKLAR – TÜRKLERİN YOK SAYILMASI
Adada var olan iki devletli fiili durum, taraflar için adanın kara ve denizinde, hukuki ve siyasi haklar doğuruyor. Buna göre, KKTC’nin kendi kara suları ve münhasır ekonomik bölgesi (MEB) mevcut.
Ancak bu hususta, iki toplum arasında anlaşmazlık bulunuyor. Rumlar, devlet statüsü tanınmamış olan KKTC’nin münhasır ekonomik bölgesi (MEB)’nin olamayacağını, adada sadece Rum kesiminin MEB’si olduğunu iddia ediyorlar.
Kuzey Kıbrıs ve Türkiye ile Güney Kıbrıs’ın MEB haritaları birbirleriyle çakışıyor. Rum tarafı AB’nin de desteğiyle, Türkleri yok saymaya, kaynaklar üzerinde tek taraflı hakimiyet kurmaya çalışıyor. Bu amaçla ada çevresini parselleyerek, pek çok petrol şirketine arama ruhsatları vermiş durumda. ABD'nin Noble ve Exxon Mobil şirketlerinin yanı sıra, İtalyan ENI ve Fransız Total şirketleri bölgede arama faaliyetleri yürütüyorlar.
TC – KKTC Arasında Kıta Sahanlığı Anlaşması
Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin Doğu Akdeniz'de petrol ve doğalgaz sondajına başlamasının ardından, KKTC ile Türkiye arasında Kıta Sahanlığını Sınırlandırma Anlaşması yapılmış, bu anlaşmayla, Türkiye’nin Kıbrıs çevresinde yapacağı arama çalışmaları için gerekli hukuki zemin hazırlanmış ve hiçbir engel kalmamıştır.
Türkiye de kendi sondaj gemileriyle, KKTC’nin ruhsat verdiği bölgelerde doğalgaz aramalarına başlamıştır. Ancak bu aramalara, Rum kesiminin yanında Yunanistan, Avrupa Birliği, Mısır, İsrail ve ABD tepki göstererek, Türkiye'den faaliyetlerini durdurmasını istemişlerdir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nejmettin Özdemir
Kıbrıs'ta alarm zilleri | 6
MEB SINIRLARINDA ANLAŞMAZLIKLAR – TÜRKLERİN YOK SAYILMASI
Adada var olan iki devletli fiili durum, taraflar için adanın kara ve denizinde, hukuki ve siyasi haklar doğuruyor. Buna göre, KKTC’nin kendi kara suları ve münhasır ekonomik bölgesi (MEB) mevcut.
Ancak bu hususta, iki toplum arasında anlaşmazlık bulunuyor. Rumlar, devlet statüsü tanınmamış olan KKTC’nin münhasır ekonomik bölgesi (MEB)’nin olamayacağını, adada sadece Rum kesiminin MEB’si olduğunu iddia ediyorlar.
Kuzey Kıbrıs ve Türkiye ile Güney Kıbrıs’ın MEB haritaları birbirleriyle çakışıyor. Rum tarafı AB’nin de desteğiyle, Türkleri yok saymaya, kaynaklar üzerinde tek taraflı hakimiyet kurmaya çalışıyor. Bu amaçla ada çevresini parselleyerek, pek çok petrol şirketine arama ruhsatları vermiş durumda. ABD'nin Noble ve Exxon Mobil şirketlerinin yanı sıra, İtalyan ENI ve Fransız Total şirketleri bölgede arama faaliyetleri yürütüyorlar.
TC – KKTC Arasında Kıta Sahanlığı Anlaşması
Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin Doğu Akdeniz'de petrol ve doğalgaz sondajına başlamasının ardından, KKTC ile Türkiye arasında Kıta Sahanlığını Sınırlandırma Anlaşması yapılmış, bu anlaşmayla, Türkiye’nin Kıbrıs çevresinde yapacağı arama çalışmaları için gerekli hukuki zemin hazırlanmış ve hiçbir engel kalmamıştır.
Türkiye de kendi sondaj gemileriyle, KKTC’nin ruhsat verdiği bölgelerde doğalgaz aramalarına başlamıştır. Ancak bu aramalara, Rum kesiminin yanında Yunanistan, Avrupa Birliği, Mısır, İsrail ve ABD tepki göstererek, Türkiye'den faaliyetlerini durdurmasını istemişlerdir.