Küresel dönüşüm ekseninde Avrasya’da 3. bir yol arayışı: Hankendi Zirvesi -4-
Yazının Giriş Tarihi: 02.08.2025 18:45
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.08.2025 19:02
HANKENDİ ZİRVESİ
İşte böylesi bir ortamda Azerbaycan’ın ev sahipliğinde, işgalden kurtarılmış Hankendi şehrinde Türkiye, İran, Pakistan ve Azerbaycan gibi bölgenin önemli devletlerinin liderlerinin bir araya gelmeleri, bugüne ve geleceğe yönelik önemli mesajlar veriyor.
Öncelikle bu zirveyle, katılımcı devletlerin, Rusya’ya karşı verdiği mücadelede Azerbaycan’ın yanında oldukları,
İran’ın yaşanan gelişmeler ve oluşan yeni şartlar altında, Türk ve Müslüman dünyasıyla makul bir uzlaşma arayışı içinde olduğu,
Pakistan’ın, Türk ve Müslüman dünyasının yanında ve ayrılmaz bir parçası olduğu,
Zirvede Cumhurbaşkanı düzeyinde temsil edilen KKTC’nin, katılımcı devletlerce diplomatik statüsünün kabul edildiği,
Türkiye’nin bölgesel liderliğinin kabul gördüğü değerlendirmelerini yapmak gerekiyor.
Öte yandan zirvenin sonuç bildirisi, bölgesel entegrasyonu derinleştirmeye yönelik çok boyutlu bir vizyon ortaya koyuyor. Bildiride, geleceğe dönük stratejik vizyonun da ana hatları çiziliyor.
ÜÇÜNCÜ BİR YOL İÇİN STRATEJİK ADIM
Zirvenin en önemli çıktısı ise, sonuç bildirisinde ifade edildiği üzere, 2026-2035 yıllarını kapsayacak yeni bir stratejik çerçevenin hazırlanması konusunda varılan mutabakattır. Avrasya bölgesi için izah edilen tüm bu gelişmelerin ortaya koyduğu en önemli sonuç; Bölgedeki Müslüman ve Türk devletlerinin egemenlik ve güvenliklerinin müdafaası için, stratejik bir entegrasyon dahilinde güç birliğine gitmelerinin zorunlu olduğudur. 3. Dünya savaşının ayak seslerinin duyulduğu ve küresel düzeyde devletlerarası bloklaşmaların yaşandığı bir dönemde, bölgede ciddi güvenlik tehdidi altında bulunan devletlerin bir araya gelmeleri, güç birliği yapma zorunluluğunu görerek, bu zorunluluğu kuvveden fiile taşımaları manasına geliyor. Yaşanan gelişmeler üzerine gerçekleşen Hankendi Zirvesi, katılımcı devletlerin yeni bir güvenlik stratejisi temelinde bölgesel bir blok oluşturma çabasını ifade ediyor. Bu girişim, bölge devletlerinin güvenlik ve egemenliğine açık tehdit oluşturan bir tarafta Çin-Rusya, diğer tarafta ABD’nin oluşturduğu iki bloğa karşı, alternatif bir güç birliği, 3. bir yol oluşturmak için atılmış stratejik bir adımdır. Bu yolla, bölge devletlerinin ne Amerika’ya ne de Çin’e mahkum olmadıkları vurgulanırken, Türk Devletleri Teşkilatı’na üye devletlerin yanı sıra, Pakistan ve İran’ın da (ihtimal) dahil olacağı, diğer Türk ve Müslüman devletlere de açık ve genişleme potansiyeline sahip yeni bir bloğun oluşturulması hedefleniyor. Zirvenin sonuç bildirisinde ifade edilen, “2026-2035 yıllarını kapsayacak yeni bir stratejik çerçevenin hazırlanması mutabakatı” ise bu bloğun yol haritasının çizilmesi manasına geliyor. Doğacak yeni bloğun, küresel çapta bir aktör olma potansiyeli taşıyacağı muhakkak. Sonuç olarak Hankendi Zirvesi, Avrasya bölgesinde yaşanmakta olan gelişmelere karşı, bölgedeki Müslüman ve Türk devletlerinin stratejik cevabı niteliğini taşıyor.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nejmettin Özdemir
Küresel dönüşüm ekseninde Avrasya’da 3. bir yol arayışı: Hankendi Zirvesi -4-
HANKENDİ ZİRVESİ
İşte böylesi bir ortamda Azerbaycan’ın ev sahipliğinde, işgalden kurtarılmış Hankendi şehrinde Türkiye, İran, Pakistan ve Azerbaycan gibi bölgenin önemli devletlerinin liderlerinin bir araya gelmeleri, bugüne ve geleceğe yönelik önemli mesajlar veriyor.
Öte yandan zirvenin sonuç bildirisi, bölgesel entegrasyonu derinleştirmeye yönelik çok boyutlu bir vizyon ortaya koyuyor. Bildiride, geleceğe dönük stratejik vizyonun da ana hatları çiziliyor.
ÜÇÜNCÜ BİR YOL İÇİN STRATEJİK ADIM
Zirvenin en önemli çıktısı ise, sonuç bildirisinde ifade edildiği üzere, 2026-2035 yıllarını kapsayacak yeni bir stratejik çerçevenin hazırlanması konusunda varılan mutabakattır.
Avrasya bölgesi için izah edilen tüm bu gelişmelerin ortaya koyduğu en önemli sonuç; Bölgedeki Müslüman ve Türk devletlerinin egemenlik ve güvenliklerinin müdafaası için, stratejik bir entegrasyon dahilinde güç birliğine gitmelerinin zorunlu olduğudur. 3. Dünya savaşının ayak seslerinin duyulduğu ve küresel düzeyde devletlerarası bloklaşmaların yaşandığı bir dönemde, bölgede ciddi güvenlik tehdidi altında bulunan devletlerin bir araya gelmeleri, güç birliği yapma zorunluluğunu görerek, bu zorunluluğu kuvveden fiile taşımaları manasına geliyor.
Yaşanan gelişmeler üzerine gerçekleşen Hankendi Zirvesi, katılımcı devletlerin yeni bir güvenlik stratejisi temelinde bölgesel bir blok oluşturma çabasını ifade ediyor. Bu girişim, bölge devletlerinin güvenlik ve egemenliğine açık tehdit oluşturan bir tarafta Çin-Rusya, diğer tarafta ABD’nin oluşturduğu iki bloğa karşı, alternatif bir güç birliği, 3. bir yol oluşturmak için atılmış stratejik bir adımdır.
Bu yolla, bölge devletlerinin ne Amerika’ya ne de Çin’e mahkum olmadıkları vurgulanırken, Türk Devletleri Teşkilatı’na üye devletlerin yanı sıra, Pakistan ve İran’ın da (ihtimal) dahil olacağı, diğer Türk ve Müslüman devletlere de açık ve genişleme potansiyeline sahip yeni bir bloğun oluşturulması hedefleniyor.
Zirvenin sonuç bildirisinde ifade edilen, “2026-2035 yıllarını kapsayacak yeni bir stratejik çerçevenin hazırlanması mutabakatı” ise bu bloğun yol haritasının çizilmesi manasına geliyor.
Doğacak yeni bloğun, küresel çapta bir aktör olma potansiyeli taşıyacağı muhakkak.
Sonuç olarak Hankendi Zirvesi, Avrasya bölgesinde yaşanmakta olan gelişmelere karşı, bölgedeki Müslüman ve Türk devletlerinin stratejik cevabı niteliğini taşıyor.