Hava Durumu

Tarihten bugüne Filistin sorunu ve Siyonizm | 13

Yazının Giriş Tarihi: 07.02.2024 04:58
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.02.2024 05:08

1.6.4.4.1. Yahudilikte Mesih İnancı

Yahudi tarihinde Mesih inancı, Yahudileri bir arada tutan ve Yahudilerin zorlu günlerinde geleceğe ümitle bakmalarını sağlayan önemli bir unsur olmuştur.
Mesih inancı Yahudiliğin iman esasları arasında yer alır. Bu durum, kurtarıcı inancı bakımından Yahudiliği diğer dinlerden ayıran en önemli özelliktir.
Yahudilik inancında Mesih, kutsal metinlerde anlatılan teolojik bir figür olmanın yanı sıra, onları içinde bulundukları kötü durumdan kurtaracak, dini ve siyasi bağımsızlıklarını sağlayacak güçlü bir kral beklentisinin de ifadesidir.
Mesih, yeryüzüne dağılmış olan Yahudileri bir araya getirecek, onları Tanrı tarafından verilmiş olan kutsal topraklara geri götürecek, orada Süleyman mabedini tekrar inşa edecektir. En önemlisi Mesih, Hz. Davut dönemindeki gibi büyük bir devlet kuracak, Yahudileri dünya üzerindeki bütün toplumlara hakim kılacak ve Yahudiler tüm insanların efendisi olacaktır.
Yahudiler Mesih’e doğaüstü güçler de atfetmiş, Tanrı’dan kut alan Mesih, ilahi yönüyle Tanrı’nın gücüne sahip ve beşeri yönüyle Hz. Davut’un soyundan olacak büyük bir kral olarak tasvir edilmiştir. Bunun sebebi, ancak ilahi yönü güçleri olan ve bu güçlerini kullanabilen birinin Yahudilerin beklentilerini karşılayabileceğine inanmalarıdır.
Geleneksel Yahudi inancı, Mesih’in arzu edildiği gibi bir an önce gelmesi için Yahudilerin ahlaki yönden iyi bir yaşam sürmeleri ve iyiliğe yönelmeleri gerektiğini vaaz eder.
Siyonist öğreti, Yahudilikteki Mesih inancını da istismar etmiş, emelleri uğrunda araçsallaştırmıştır. Bu yolda pek çok sahte Mesih uydurmaktan çekinmemiştir.
Geleneksel Yahudiliktekinin aksine Siyonist öğretide Mesih, iyiyle kötüyü ayırt etmek, bozulan dünya nizamını düzeltmek ve Yahudileri hakim kılmak için gelecektir. Bu nedenle, o gelmeden önce dünyada kurulu tüm düzenlerin yıkılması, iyi olan her şeyin yok olması gerekir.
İşte Siyonizm bu inanışla, Mesih’in gelişini hazırlamak ve hızlandırmak için dünyada bozgunculuk yapmayı, düzenleri yıkmayı, savaşlar çıkarmayı kendine görev edinmiştir. Siyonistler dünyada karışıklık ve savaş çıkarmayı, haksızlık ve katliamları, dünyayı ifsad etmeyi dini bir vecibe anlayışıyla yerine getirirler. Siyonizmin doğasındaki bu sapkın anlayış, dün olduğu gibi bugün de insanlık için en büyük tehlike olmaya devam ediyor.

1.6.4.5. / 5. Hedef : Mesih’in Gelmesi ve Süleyman Mabedini Yapması
1.6.4.5.1. Yahudilikte Süleyman Mabedi

Yahudi inancı (Musevilik)’nda mabed anlayışı diğer dinlerde olduğundan büyük oranda farklılık gösterir.
Yahudilikte mabed kavramı temelde Süleyman Mabedi (Beth ha-Mikdaş / Kutsal Ev)’ni ifade eder, o bütün mabedlerin kaynağı kabul edilir. Bazı ibadetlerin eda edilebildiği tek mekan Süleyman Mabedi’dir. Bu manada Süleyman Mabedi dinle tamamen bütünleşmiştir. Süleyman Mabedi’nin dinin ayrılmaz bir parçası olması nedeniyle Yahudilik “mabed merkezli din” olarak vasıflandırılır.
Süleyman Mabedi inşa edildikten sonra dünyanın herhangi bir yerinde Tanrı adına başka bir mabedin yapılması ve kurban sunulması yasaklanmış, gelecekte Kudüs’teki mabed dağının dışında başka bir yerde mabed yapılamayacağı bildirilmiştir.
İnşasından sonra Süleyman Mabedi, Yahudiler için ibadet merkezi olmuş, Yahudilikte bu Mabedin dışında ibadet edilemeyeceği anlayışı ortaya çıkmıştır. Böylece doğrudan Süleyman Mabedi ile ilişkilendirilen ibadet de mabed merkezli bir mahiyet kazanmıştır.
Bu nedenle Süleyman Mabedi Yahudilikte hem dinin, hem de ibadetin temel gereklerinden biri kabul edilmektedir.


Süleyman Mabedi, Yahudiler için dini olduğu kadar tarihi ve kültürel açıdan da büyük önem taşır. Öyle ki Yahudiler tarihlerini mabedin yapılış ve yıkılışına göre dönemlere ayırmışlardır.
Tevrat’a göre Davut oğlu Süleyman, Mabed’in yapımına MÖ 964’de başlamıştır. Mabed için, günümüzde Kubbetü’s-Sahra ve Mescid-i Aksa olarak bilinen tarihî eserlerin bulunduğu ve İslam literatüründe Harem-i Şerif olarak nitelendirilen yer seçilmiş ve yapımı MÖ 957 yılında tamamlanmıştır. Yahudiler, Mabedin ilk kez yapıldığı MÖ 957 ile Babilliler tarafından MÖ 587’de yıkılmasına kadar geçen süreyi “1. Mabed Dönemi” olarak nitelendirirler.
Mabed’in yıkılmasından sonra Babil’e sürgün edilen Yahudiler Kudüs’e döndüklerinde Süleyman Mabedi’ni tekrar inşa etmişlerdir. İkinci Mabedin tamamlandığı M.Ö. 515 yılından, Romalılar tarafından yıkıldığı MS 70 yılına kadar geçen süre Yahudi tarihinde “2. Mabed Dönemi” olarak anılır.
Süleyman Mabedi’nin yıkılması, Yahudi dininde ve tarihinde bir dönemin sonu olmuştur. Yahudi kaynaklarında Mabedin yıkılmasına yol açan dini sebepler, genellikle Yahudilerin itikad konusundaki sapmalarından ve Tanrı’yla ilişkilerinde gösterdikleri zaafiyetlerden oluşmaktadır. Putperestlik, Tanrıya ihanet, ahlaksızlık, Şabat gününe Tanrının istediği gibi riayet etmeme ve insanların haksız yere öldürülmesi başlıca nedenler olarak zikredilir.
Süleyman Mabedi Yahudilerin hayatında dini, milli, sosyal ve kültürel açıdan büyük öneme sahip olmuştur. Öncelikle Mabed Tanrı ile Yahudiler arasındaki antlaşmanın sembolü olan Ahit Sandığı’na koruyucu bir mekân yani Tanrı’nın evi olduğundan önem arz etmiştir. Mabedin, Tanrı ile Yahudiler arasındaki irtibatı sağladığına inanılmış, bu nedenle Mabedin yıkılmış olduğu süre boyunca Yahudiler, Tanrıyla iletişim kuramadıklarını düşünmüşlerdir.
Tevrat’a göre Tanrı bazı peygamberlere ilahi varlığını Süleyman Mabedi’nde göstermiş ve peygamberlik görevini burada vermiştir. Ayrıca, Yahudi inancına göre kurban ve hac ibadetleri ancak Süleyman Mabedinde icra edilebilir.
Süleyman Mabedi, Yahudilerde sosyal yönüyle de önem arz etmiştir. Özellikle Yahudi liderler ve peygamberlerin halkla bir araya geldikleri bir merkez olmuştur. Süleyman Mabedi, zaman içerisinde düşüncelerin açıklandığı toplumsal bir forum haline gelmiştir. Bazı Yahudi âlimleri, Süleyman Mabedi’nde her gün ders vermiştir. Mabedde ders verenlerden birisi de Hz. İsa olmuştur.
Yahudilerin hayatında bu denli öneme sahip olan Mabedin yıkılmasının da elbette dini kültürel ve sosyal alanlarda etkileri olmuştur. Yahudilikte Süleyman Mabedinde icra edilmesi gereken kurban, üç hac bayramı ve Yom Kipur gibi ibadetler, mabedin yıkılmasından sonra yerine getirilememiştir. Yahudi milletini ve kültürünü birleştiren Süleyman Mabedi, İsrail’in bağımsızlığının da sembolü olmuş, Mabedin yıkılması İsrail’in bağımsızlığının sonunu ifade etmiştir.
Yahudiler, yaklaşık iki bin yıldır mahrum kaldıkları mabedin yeniden inşa edilmesini vazgeçilmez saymakta ve mabedin inşasına imkan verecek şartları oluşturmak için çabalarını sürdürmektedirler.

1.6.4.5.2. Siyonizmin Mabed Rüyası

Siyonist ideoloji ise Süleyman Mabedinin Yahudiler nezdindeki önemini istismarla, kendi amaçlarına alet etmiş ve onun yeniden inşası için Mesih’i getirmek gibi ütopik ve sapkın bir hülyanın peşine düşmüştür. Siyonizm, Mesih’in gelmesiyle mabedin bizzat Tanrının eliyle inşa edileceğine inanır. Bu siyonizmin, sözde Tanrının desteğini arkasına alma rüyasıdır.
Siyonistlere göre, Süleyman Mabedi’nin yapılabilmesi için, aynı yerde yapılmış olan Müslümanların kutsal mescidi Mescid-i Aksa’nın yıkılması gerekmektedir.
Mescid-i Aksa, Müslümanların ilk kıblesi, İslam peygamberi Hz. Muhammed’in miraca çıktığı yerdir. Ayrıca, Mescidi Haram ve Mescidi Nebevi ile birlikte İslam’ın üç kutsal mescidinden biridir.
Siyonizm, Mesih’in Süleyman Mabedini yapabilmesi için Mescid-i Aksa’yı yıkacağını açıkça ilan eder. Bugün İsrail devletinin, arkeolojik kazı maskesi altında Mescid-i Aksa’nın altında kazılar yapması, bu emele yönelik tecavüzün canlı örneğidir.
Kendi mabedini yapmak için, bir başka mabedi yıkmak gibi hiçbir dini inanca sığmayacak bu yaklaşım tarzı, siyonizmin başka hiçbir inanca yaşama hakkı tanımama anlayışının ürünüdür.
Üç büyük dinin kutsalı Kudüs’te, 144 dönümlük Mabed Tepesi (Harem-i Şerif)’nde, üç dinin mensuplarının, barış içinde, özgürce ibadet edebilmeleri elbette mümkündür. Bölgedeki 400 yıllık Osmanlı idaresi, bu tecrübeyi insanlığa sunmuştur. Ancak, bölgenin Osmanlının elinden çıkışıyla birlikte, siyonizm bölgede kasten ve sûni şekilde bir mabed sorunu üretmiştir.
Çatışma ve karışıklıktan beslenen siyonizm, günümüzde Müslümanlarla Yahudiler arasındaki bu sorunu, barış içinde çözüm imkanı varken, çatışmayı körüklemeyi özellikle sürdürüyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.