Siyonizm, söylem ve emelleriyle daha baştan sorunludur. Kudüs merkezli İsrail Diyarı denilen yer, o dönemde Osmanlı toprağıdır ve orada Osmanlı tebâsı Filistinliler yaşamaktadır, bölgenin adı da Filistin’dir.
Bu haliyle siyonizm, daha baştan saldırgan biçimde Osmanlı toprağına göz dikmekte, Filistin halkını yerinden edeceğini açıkça ilan etme cüretini göstermektedir.
Nitekim siyonizmin kurucusu sayılan Theodor Herzl, dönemin Osmanlı padişahı II. Abdülhamid’le beş kez görüşerek, Osmanlının borçlarını kapatma teklifiyle Filistin’den toprak talep etmiş, ancak Abdülhamid bu tekliflerin tamamını reddederek, Yahudilere Filistin’den toprak vermemiştir.
Herzl bu durumu anılarında, “Filistin’de toprak edinmemiz için Osmanlının dağılmasını beklememiz gerekecek” şeklinde ifade etmiştir. Ancak gerçekte Yahudiler beklememiş, öncelikle Abdülhamid’in tahttan indirilmesi, ardından Osmanlının yıkılması için, İngilizlerle işbirliği halinde, aktif rol oynamışlardır.
Bu durum, en başından siyonizm karşısında bizi taraf yapıyor.
1.6.2. Yahudilerin Dini Tahrifi
Yahudilikte gerek yaşamsal, gerekse zihinsel plan, tamamen din eksenli (teokratik)’dir. Yahudilerin toprağı olmadan varlığının devamlılığını sağlayan tek unsur dinleri olmuştur. Tüm hayatlarını dine göre tanzim eden Yahudilerin kuracakları devlet (Tanrının Krallığı) de teokratik devlet olacaktır. Nitekim, İsviçre’nin Basel şehrinde düzenlenen Siyonizm kongresinde Yahudi devletinin nerede kurulacağı tartışılmış ve Tanrı’nın vaadettiği Kudüs (Filistin toprakları)’te kurulmasına karar verilmiştir. Böylece vaadedilmiş topraklar inancı, Siyonizmin arkasına aldığı teolojik temellerden biri olmuştur. Öte yandan, Yahudilikte “Din” muharref Tevrat (Eski Ahid)’tır. Tevrat’ın tahrif edilmiş olduğunu bize Kuran bildirir. “Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik, karşı geldik”, “İşit, işitmez olası!” “Râ'inâ” derler. Hâlbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak” deselerdi bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.” (Nisa/46) “Onlardan bir grup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken, dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları kitaptan değildir. Söyledikleri, Allah katından olmadığı halde, Bu Allah katındandır derler. Onlar bile bile Allah’a iftirâ ediyorlar.” (Âl-i imran, 3/78) Siyonizmin ideolojik kurgusu ve çizdiği hedefler de kaynağını muharref Tevrat’tan alır. Bu durum iki önemli nedene dayanır. Birincisi; Yahudiler böyle yaparak, Tevrat’ın kendilerine sağladığı sözde ayrıcalık ve avantajlarından faydalanmak isterler. Zira Tevrat’a göre, Yahudiler seçilmiş, üstün ırktır, vaadedilmiş topraklardan başka tüm dünyaya ve tüm insanlara egemen olmaya hakları vardır, Yahudi olmayanın malları hatta canı, Yahudi’ye helaldir. Yahudiler tüm insanların kendilerine boyun eğmek ve itaat etmek zorunda olduğuna inanırlar. “Siz benim için kutsal olacaksınız. Çünkü ben, Rab, kutsalım ve ben sizi diğer kavimlerden benim olasınız diye ayırdım.” (Lev, 20:26) “Siz Tanrı’nız Rab için kutsal bir kavimsiniz. Tanrı’nız Rab kendi has kavmi olmanız için yeryüzündeki bütün milletler arasından sizi seçti.” (Tesniye, 7:6) İkincisi ise; Yahudilerin söylediklerine ve yaptıklarına meşruiyet zemini kazandırmayı ve itaati amaçlamalarıdır. Uydurulmuş bir söze Tanrı sözü denmesinden maksat, insanların ona karşı gelmekten çekinmeleri ve kolay kabullenmeleri beklentisidir. İnsanları aldatmanın en sefil ama kolay yolu, Tanrıyla aldatmaktır. ‘‘Ey insanlar! Allah'ın vaadi haktır. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın. Aldatan sizi Allah ile aldatmasın.’’ (Fâtır/5)
1.6.3. Din Beşeri Olursa
İşte asıl mesele ve tarihten günümüze pek çok sorunun kaynağı, ilahi dinin tahrif edilmesi, insan eliyle bozulmasıdır. Din ilahidir, beşeri olamaz. Din yaratıcının, yarattığı insanı bilip, onun dünyevi ve uhrevi mutluluğu için tanzim ettiği nizamdır. İnanç adına beşer elinden çıkan her türlü nizam, beşeri malüliyet ve dünyevi ihtirasla yüklü olacaktır. Din beşeri olursa, yeryüzünde karışıklık ve bozgunculuk kaçınılmaz olur. Nitekim Yahudiler Hz. İbrahim’den bu yana ilahi dini eğip bükmüşler, peygamberlerini öldürmüşler, kendi yazdıkları metinlere “bu Tanrının sözüdür” deyip hem Rabbe iftira etmişler, hem de yeryüzünü ifsad edip, bozgunculuk yapmışlardır. Bugün de yeryüzünde yaşanan pek çok problemin temelinde ilahi dinin tahrif edilmesi ve Yahudilerin ifsadı yatmaktadır. Bugün siyonist Yahudiler, dünyadaki savaşların, karışıklıkların, zulüm ve haksızlığın ya bizzat içindedir ya da kışkırtıcısı veya destekçisidir. Bu onların tabiatı ve değişmez misyonudur. Hülasa, Siyonizm radikal Yahudiliğin ilahi dini tahrif edip, sapkın bir ideolojinin hizmetine verme çabasıdır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nejmettin Özdemir
Tarihten bugüne Filistin sorunu ve Siyonizm | 9
1.6.1. Hedefteki Osmanlı
Siyonizm, söylem ve emelleriyle daha baştan sorunludur. Kudüs merkezli İsrail Diyarı denilen yer, o dönemde Osmanlı toprağıdır ve orada Osmanlı tebâsı Filistinliler yaşamaktadır, bölgenin adı da Filistin’dir.
Bu haliyle siyonizm, daha baştan saldırgan biçimde Osmanlı toprağına göz dikmekte, Filistin halkını yerinden edeceğini açıkça ilan etme cüretini göstermektedir.
Nitekim siyonizmin kurucusu sayılan Theodor Herzl, dönemin Osmanlı padişahı II. Abdülhamid’le beş kez görüşerek, Osmanlının borçlarını kapatma teklifiyle Filistin’den toprak talep etmiş, ancak Abdülhamid bu tekliflerin tamamını reddederek, Yahudilere Filistin’den toprak vermemiştir.
Herzl bu durumu anılarında, “Filistin’de toprak edinmemiz için Osmanlının dağılmasını beklememiz gerekecek” şeklinde ifade etmiştir. Ancak gerçekte Yahudiler beklememiş, öncelikle Abdülhamid’in tahttan indirilmesi, ardından Osmanlının yıkılması için, İngilizlerle işbirliği halinde, aktif rol oynamışlardır.
Bu durum, en başından siyonizm karşısında bizi taraf yapıyor.
1.6.2. Yahudilerin Dini Tahrifi
Yahudilikte gerek yaşamsal, gerekse zihinsel plan, tamamen din eksenli (teokratik)’dir. Yahudilerin toprağı olmadan varlığının devamlılığını sağlayan tek unsur dinleri olmuştur. Tüm hayatlarını dine göre tanzim eden Yahudilerin kuracakları devlet (Tanrının Krallığı) de teokratik devlet olacaktır.
Nitekim, İsviçre’nin Basel şehrinde düzenlenen Siyonizm kongresinde Yahudi devletinin nerede kurulacağı tartışılmış ve Tanrı’nın vaadettiği Kudüs (Filistin toprakları)’te kurulmasına karar verilmiştir. Böylece vaadedilmiş topraklar inancı, Siyonizmin arkasına aldığı teolojik temellerden biri olmuştur.
Öte yandan, Yahudilikte “Din” muharref Tevrat (Eski Ahid)’tır. Tevrat’ın tahrif edilmiş olduğunu bize Kuran bildirir.
“Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik, karşı geldik”, “İşit, işitmez olası!” “Râ'inâ” derler. Hâlbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak” deselerdi bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.” (Nisa/46)
“Onlardan bir grup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken, dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları kitaptan değildir. Söyledikleri, Allah katından olmadığı halde, Bu Allah katındandır derler. Onlar bile bile Allah’a iftirâ ediyorlar.” (Âl-i imran, 3/78)
Siyonizmin ideolojik kurgusu ve çizdiği hedefler de kaynağını muharref Tevrat’tan alır. Bu durum iki önemli nedene dayanır.
Birincisi; Yahudiler böyle yaparak, Tevrat’ın kendilerine sağladığı sözde ayrıcalık ve avantajlarından faydalanmak isterler. Zira Tevrat’a göre, Yahudiler seçilmiş, üstün ırktır, vaadedilmiş topraklardan başka tüm dünyaya ve tüm insanlara egemen olmaya hakları vardır, Yahudi olmayanın malları hatta canı, Yahudi’ye helaldir. Yahudiler tüm insanların kendilerine boyun eğmek ve itaat etmek zorunda olduğuna inanırlar.
“Siz benim için kutsal olacaksınız. Çünkü ben, Rab, kutsalım ve ben sizi diğer kavimlerden benim olasınız diye ayırdım.” (Lev, 20:26)
“Siz Tanrı’nız Rab için kutsal bir kavimsiniz. Tanrı’nız Rab kendi has kavmi olmanız için yeryüzündeki bütün milletler arasından sizi seçti.” (Tesniye, 7:6)
İkincisi ise; Yahudilerin söylediklerine ve yaptıklarına meşruiyet zemini kazandırmayı ve itaati amaçlamalarıdır. Uydurulmuş bir söze Tanrı sözü denmesinden maksat, insanların ona karşı gelmekten çekinmeleri ve kolay kabullenmeleri beklentisidir. İnsanları aldatmanın en sefil ama kolay yolu, Tanrıyla aldatmaktır.
‘‘Ey insanlar! Allah'ın vaadi haktır. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın. Aldatan sizi Allah ile aldatmasın.’’ (Fâtır/5)
1.6.3. Din Beşeri Olursa
İşte asıl mesele ve tarihten günümüze pek çok sorunun kaynağı, ilahi dinin tahrif edilmesi, insan eliyle bozulmasıdır. Din ilahidir, beşeri olamaz. Din yaratıcının, yarattığı insanı bilip, onun dünyevi ve uhrevi mutluluğu için tanzim ettiği nizamdır. İnanç adına beşer elinden çıkan her türlü nizam, beşeri malüliyet ve dünyevi ihtirasla yüklü olacaktır. Din beşeri olursa, yeryüzünde karışıklık ve bozgunculuk kaçınılmaz olur.
Nitekim Yahudiler Hz. İbrahim’den bu yana ilahi dini eğip bükmüşler, peygamberlerini öldürmüşler, kendi yazdıkları metinlere “bu Tanrının sözüdür” deyip hem Rabbe iftira etmişler, hem de yeryüzünü ifsad edip, bozgunculuk yapmışlardır. Bugün de yeryüzünde yaşanan pek çok problemin temelinde ilahi dinin tahrif edilmesi ve Yahudilerin ifsadı yatmaktadır. Bugün siyonist Yahudiler, dünyadaki savaşların, karışıklıkların, zulüm ve haksızlığın ya bizzat içindedir ya da kışkırtıcısı veya destekçisidir. Bu onların tabiatı ve değişmez misyonudur.
Hülasa, Siyonizm radikal Yahudiliğin ilahi dini tahrif edip, sapkın bir ideolojinin hizmetine verme çabasıdır.