Hava Durumu

Türkiye yeni yıla operasyonla mı giriyor? -1-

Yazının Giriş Tarihi: 07.01.2026 14:16
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.01.2026 14:33

Geçtiğimiz yılın 7 Aralık günü muhalif güçlerin Şam’ı ele geçirmesi ve 24 yıllık iktidardan sonra Esad’ın devrilmesiyle yeni bir dönemin başladığı Suriye’de, Ahmet El Şara liderliğindeki yeni yönetim, en zorlu mücadelesini, ülkenin toprak bütünlüğü ile içeride toplumsal barış ve güvenliğin sağlanması yolunda veriyor.

Suriye toplumu Arap, Nusayri, Türkmen, Levanten, Kürt, Dürzi, İsmaili, İmami, Nusayri, Asur, Ermeni ve Çeçen gibi farklı gruplardan oluşuyor.

Esat yönetimine karşı kazanılan savaştan sonra, güneyde Dürziler, kuzeyde Kürtler gibi ülkenin farklı yerlerindeki dini ve etnik gruplar, bağımsızlık veya özerklik ya da yeni yönetimde daha fazla söz sahibi olabilmek adına silahlı faaliyetler içerisine girmiş ve Şara yönetimine direnç göstermiş durumdalar.

Yeni Anayasa

13 Mart 2025’te, ülkede beş yıl boyunca geçerli olacak geçici anayasa ilan edildi. Mevcut Suriye Silahlı Kuvvetleri, ulusal bir kurum olarak belirlendi ve yetkisiz silahlı grupların bölgesel olarak var olması yasaklandı. 

Geçici anayasa, özellikle Dürziler ve Kürt gruplar arasında hoşnutsuzluk doğurdu ve bu gruplar Şam'ın kendi bölgelerindeki otoritesini kabul etmekte isteksiz olduklarını ifade ettiler.

Dürziler

Geçiş hükümetini aşırılık yanlısı olarak nitelendiren Dürziler, uzlaşı olasılıklarını kategorik olarak reddetti. Halen ülkenin güneyinde zaman zaman Arap aşiretlerine saldırmakta ve yönetime karşı silahlı direniş faaliyetleri yürütmekteler.

Kürtler

Kürt gruplar da isteklerini karşılamadığını iddia ettikleri yeni anayasayı reddederek, Kürt devletinin özerkliğine izin verecek federal bir yönetim sistemi talep ediyorlar.

SDG (Suriye Demokratik Güçleri) adı altında yapılanan Kürt gruplar ülkedeki en büyük silahlı ayrılıkçı grubu teşkil ediyor.

Öte yandan SDG’nin ülkenin kuzeyinde kontrol ettiği bölge, Suriye’nin en verimli tarım arazileri ile su ve petrol kaynaklarını barındırıyor. Bölgedeki petrolü Amerikan şirketleri çıkarırken, günlük 110 bin varil üretimi yapılan petrolden SDG (PYD-YPG)’nin elde ettiği yıllık gelir 2,5 milyar Doları aşıyor. Diğer bir deyişle örgüt, her yıl Suriyelilerin en az 2,5 milyar Dolarlık petrolünü gasp ederken, Suriye yönetimi bu gelirden mahrum kalıyor.

İsrail Faktörü

Esad rejimi zamanından bu yana Suriye’ye saldırılarını sürdüren İsrail, rejimin düşmesinin hemen ardından, ülke genelindeki askeri ve stratejik noktaları yoğun şekilde bombalayarak imha etti. Bununla da yetinmeyen İsrail, Golan tepelerinde geçmişten süregelen işgalini ileri taşıyarak Şam’ın yakınlarına kadar sokulmuş durumda.

Tüm bunların yanında İsrail, farklı etnik kesimleri hem devlet otoritesine, hem de birbirlerine karşı kışkırtarak, Suriye’de toplumsal barışın oluşmasını engellemeye ve ülkeyi istikrarsızlaştırmaya çalışıyor.

İsrail Dürzilerin güya hamiliğine soyunarak, onlar üzerinden Suriye’ye ültimatom veriyor.

Öte yandan, İsrail’in uzun süredir Suriye’nin kuzeyini elinde tutan Kürt gruplar ve PYD/YPG ye olan desteği ve yakın ilişkileri biliniyor.

Etrafındaki güçlü ve istikrarlı her devleti kendi güvenliğine tehdit sayan İsrail, Suriye’yi istikrarsızlaştırmak, dahası bölerek zayıf düşürmek istiyor. İsrail’in Amerikan destekli planı; güneyde Dürziler, kuzeyde Kürtler, Batıda muhalifler ve merkezde HTŞ devletinden oluşan dörde bölünmüş bir Suriye’yi öngörüyor. Bu yolla İsrail, kendi kontrolündeki Dürzi ve Kürt bölgelerini, Davut koridoru ile birleştirerek “arz-ı mev’ud”u gerçekleştirme yolunda önemli bir adımı tamamlamış olacak.

10 MART MUTABAKATI

Şara yönetimiyle SDG arasında varılan 10 Mart mutabakatı ile SDG’nin bu yılın sonuna kadar Suriye ordusuna entegre olması kararı alınmış idi.

Ancak gelinen noktada, SDG entegrasyon konusunda ayak dirediği gibi, silah bırakmama ve özerklik gibi Suriye yönetiminin kabul etmeyeceği bir takım ayrılıkçı şartlar ileri sürmek suretiyle, bir oyalama ve direnme hali ortaya koymaktadır.

Yıl sonuna kadar bu halin devam etmesi ve entegrasyonun gerçekleşmemesi durumunda, Suriye ve Türkiye’nin SDG’ye karşı bir operasyon düzenlemesi ihtimal dahilinde.

Amerika’nın Pozisyonu

Amerika yıllardır eğitip donattığı PYD-YPG’yi gözden çıkarmak istemiyor ve bu emeli bölgede DEAŞ’la mücadelede PYD-YPG’nin önemli bir müttefik olduğu perdesinin arkasına saklamaya çalışıyor.

İşin aslı ise Amerika’nın bölgede ele geçirdiği petrol kaynaklarına, PYD-YPG’ye bekçilik yaptırdığı gerçeğidir. Örgütün entegrasyonu halinde Suriye yönetimine geçecek olan petrol gelirlerinden mahrum kalacak olması, Amerika’nın bu entegrasyona ayak diremesinin önemli nedenlerinden birini oluşturuyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “SDG’nin bir an önce Suriye Ordusuna entegre olması gerekir” açıklamasını takiben SDG Halep’te saldırılar düzenledi.

Ayrıca Türkiye ve Şam’ın SDG üzerindeki baskılarını artırması üzerine, bölgede bir DEAŞ saldırısı olduğu senaryosu ortaya atıldı. Bunun üzerine Amerika düzenlediği büyük çaplı operasyonda ölü sayısının dört olduğunu açıkladı. Bu çapta bir operasyonda ölü sayısının dört olması gerçekçi olmayıp, bölgedeki DEAŞ varlığı ve saldırısı iddiası, SDG’ye operasyon yapılmasına karşı bir gerekçe oluşturma çabası olarak görülmelidir.

Bölgede gerçekçi bir DEAŞ tehlikesinin bulunmadığı, Türkiye tarafından sahadaki verilere dayalı olarak defalarca ortaya konulmuştur. Ayrıca bölgedeki bu tür tehlikelere karşı bir terör örgütüyle değil, Türkiye ile işbirliği yapılması gerektiği her seferinde vurgulanmasına rağmen, Türkiye’nin bu çağrısı cevapsız kalmıştır.

Öte yandan, DEAŞ saldırısı tehdidine karşı Amerika, bölgenin değişik yerlerine radarlar ve hava savunma sistemleri yerleştirmiştir. DEAŞ’ın bir hava gücü olmadığına göre, Amerika’nın bu hava savunma sistemlerini kime ve neye karşı yerleştirdiği, üzerinde durulması gereken mühim bir konudur.

Türkiye

Türkiye her şeyden önce Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini savunuyor ve istikrarlı bir Suriye istiyor. Türkiye’nin güvenliği Suriye’den başlıyor ve ülkedeki karışıklık ve istikrarsızlık, Türkiye için güvenlik tehdidi demek. Türkiye ekonomiden, askeriyeye her alanda Suriye’ye destek veriyor. İki ülke arasında yapılan askeri işbirliği anlaşması gereği Türkiye halen Suriye ordusuna eğitim veriyor.

Devam edecek

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.