"Çin'in Bir Kuşak Bir Yol Projesi (One Belt One Road)"
VII.4. KÜRESEL SERMAYE ÇİN’İ SEÇTİ
Kuşak-Yol Projesi, tüm kurum ve kuruluşlarıyla oluşturulmak istenen yeni dünya düzeninin zeminini hazırlayan öncül hamledir.
Küreselcilerin söylemleri, serbest ticaret ve açık piyasalar, doğrudan yabancı yatırım ve birbirine bağımlı bir dünya ekonomisi, uluslararası normların devletlerin davranışlarını şekillendirdiği entegre bir sistemi ve yönetim anlayışıyla küresel bir iktidarın var olduğu yeni bir dünya düzeni kurmak üzerinedir.
Çin, 2015’te yayınladığı “Kuşak-Yol Projesinde Vizyon ve Faaliyetler” bildirgesinde; Kuşak- Yol’un ilke ve hedeflerini şöyle açıkladı. “Ülkeler arasında işbirlikleri, politika koordinasyonu, küresel bağlantılılığa, ortak ekonomik kalkınmaya dayalı, engelsiz ticaret, finansal bütünlük içerisinde uluslararası normlara uyacak yeni bir uluslararası işbirliği paradigması ve bir dünya düzeni vizyonu sunmaktadır.”
Çin’in söylemlerinin, küreselcilerinkiyle bire bir aynı olması elbette tesadüf değildir. Kuşak-Yol Projesinin, küreselcilerin yeni dünya düzeni kurma yolundaki stratejik adımı olduğu açıktır.
Amerika’da özellikle başkanlık seçimlerinde yansımaları görüldüğü şekilde, küreselciler ve ulusalcılar arasındaki mücadele durmaksızın süregelmekte. Ülkede ulusalcılar, silah sanayi, enerji sektörü, askeri teknoloji ve istihbarat örgütlerine hakimken, küreselciler özellikle finans, ticaret ve teknoloji alanlarını ellerinde tutuyorlar.
Amerika’nın pek çok bölgede askeri güç kullanması, kaos çıkarması, ambargolar koyması, dünyada serbest ticareti, açık piyasaları olumsuz etkilemesi ve küresel tedarik zincirinde kopmalara neden olması, küreselcilerin düzenini baltalıyor.
Küreselciler artık dünya hegemonyasını askeri müdahaleler yerine, daha maliyetsiz ve sürdürülebilir olan ekonomik bağımlılık ve örgütsel entegrasyonla gerçekleştirmeyi öngörüyorlar.
Tüm bunların yanı sıra, küreselcilerin Amerika’da gördükleri ulusalcı direnç, küresel sermayeyi kendi düzenini rahatlıkla kurabileceği güvenli ve itaatkar bir merkez seçmeye itti. Soğuk savaşın sona erdiği 90’larda Çin’le el sıkışan küreselciler, o tarihten bu yana sermayenin yönünü Çin’e çevirdiler. Elbette Çin’e yükledikleri “küresel misyon”la birlikte.
Amerika dış politikasında başlangıçta, Çin’den ziyade Rusya’yı rakip görmüş, Çini adeta görmezden gelmiştir. Bu durum, 2010 yılı sonrasında değişmeye başladı. Bu tarihten sonra Amerika, ekonomik güçle hegemonya kurma yolunda ilerleyen Çin’in bu girişimini, askeri güçle bloke etme çabasına girmiştir.
Çin Amerika mücadelesi, esasen Amerika’nın içindeki ulusalcı-küreselci çatışmanın dünyadaki yansımasıdır.
VII.5. NEDEN ÇİN?
Küresel sermayeye, dünyada operasyon yapabilecek güç ve potansiyele sahip bir devlet lazımdı. Bu devlet, toprak büyüklüğü, nüfusu, ekonomik potansiyeli ve askeri gücü ile devletleri dönüşüme ikna etmede etkili olabilecek, gerektiğinde devletler üzerlerinde hakimiyet kurabilecek güçte olmalıydı. Mevcut düzene ve hegemonyaya baş kaldırabilecek dirayette sahip, dönüşüme, yeni bir düzene ve başat aktör olmaya hevesli olmalıydı.
Çin bütün bu özelliklere sahipti ve küresel sermaye, büyük dönüşümün taşeronluğunu Çin’e verdi.
VII.6. NEDEN DOĞU?
Kuzey yarım kürenin doğusu, dünyanın hammadde, maden ve enerji kaynaklarının merkezi durumunda. 18. yüzyılın başından bu yana, hammadde Doğudan Batıya getirilip, işlenerek mâmül mal şeklinde doğu pazarına tekrar satılmaktadır. Bu, birincisi Doğudan Batıya, ikincisi Batıdan tekrar Doğuya olmak üzere iki nakliye ve iki maliyet ve iki kere ticari risk oluşturmaktadır. Halbuki, üretimin bizzat hammaddenin bulunduğu Doğuda yapılması ve buradan dünyaya satılması, taşıma maliyetlerini ve ticari riskleri yarı yarıya azaltmak anlamına gelecektir.
Bu yüzden küresel sermaye, hammaddenin membaını yani Doğuyu seçti.
Ayrıca nispeten pahalı olan deniz yolu yerine, daha kısa süreli ve ucuz olan kara ve demir yoluyla nakliye için dünya çapında bu yolların yapılması gerekiyordu. İşte Kuşak-Yol da bu işin projesidir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nejmettin Özdemir
Yeni Dünya Düzeni’ni yollarla inşa etmek | 10
"Çin'in Bir Kuşak Bir Yol Projesi (One Belt One Road)"
VII.4. KÜRESEL SERMAYE ÇİN’İ SEÇTİ
Kuşak-Yol Projesi, tüm kurum ve kuruluşlarıyla oluşturulmak istenen yeni dünya düzeninin zeminini hazırlayan öncül hamledir.
Küreselcilerin söylemleri, serbest ticaret ve açık piyasalar, doğrudan yabancı yatırım ve birbirine bağımlı bir dünya ekonomisi, uluslararası normların devletlerin davranışlarını şekillendirdiği entegre bir sistemi ve yönetim anlayışıyla küresel bir iktidarın var olduğu yeni bir dünya düzeni kurmak üzerinedir.
Çin, 2015’te yayınladığı “Kuşak-Yol Projesinde Vizyon ve Faaliyetler” bildirgesinde; Kuşak- Yol’un ilke ve hedeflerini şöyle açıkladı. “Ülkeler arasında işbirlikleri, politika koordinasyonu, küresel bağlantılılığa, ortak ekonomik kalkınmaya dayalı, engelsiz ticaret, finansal bütünlük içerisinde uluslararası normlara uyacak yeni bir uluslararası işbirliği paradigması ve bir dünya düzeni vizyonu sunmaktadır.”
Çin’in söylemlerinin, küreselcilerinkiyle bire bir aynı olması elbette tesadüf değildir. Kuşak-Yol Projesinin, küreselcilerin yeni dünya düzeni kurma yolundaki stratejik adımı olduğu açıktır.
Amerika’da özellikle başkanlık seçimlerinde yansımaları görüldüğü şekilde, küreselciler ve ulusalcılar arasındaki mücadele durmaksızın süregelmekte. Ülkede ulusalcılar, silah sanayi, enerji sektörü, askeri teknoloji ve istihbarat örgütlerine hakimken, küreselciler özellikle finans, ticaret ve teknoloji alanlarını ellerinde tutuyorlar.
Amerika’nın pek çok bölgede askeri güç kullanması, kaos çıkarması, ambargolar koyması, dünyada serbest ticareti, açık piyasaları olumsuz etkilemesi ve küresel tedarik zincirinde kopmalara neden olması, küreselcilerin düzenini baltalıyor.
Küreselciler artık dünya hegemonyasını askeri müdahaleler yerine, daha maliyetsiz ve sürdürülebilir olan ekonomik bağımlılık ve örgütsel entegrasyonla gerçekleştirmeyi öngörüyorlar.
Tüm bunların yanı sıra, küreselcilerin Amerika’da gördükleri ulusalcı direnç, küresel sermayeyi kendi düzenini rahatlıkla kurabileceği güvenli ve itaatkar bir merkez seçmeye itti. Soğuk savaşın sona erdiği 90’larda Çin’le el sıkışan küreselciler, o tarihten bu yana sermayenin yönünü Çin’e çevirdiler. Elbette Çin’e yükledikleri “küresel misyon”la birlikte.
Amerika dış politikasında başlangıçta, Çin’den ziyade Rusya’yı rakip görmüş, Çini adeta görmezden gelmiştir. Bu durum, 2010 yılı sonrasında değişmeye başladı. Bu tarihten sonra Amerika, ekonomik güçle hegemonya kurma yolunda ilerleyen Çin’in bu girişimini, askeri güçle bloke etme çabasına girmiştir.
Çin Amerika mücadelesi, esasen Amerika’nın içindeki ulusalcı-küreselci çatışmanın dünyadaki yansımasıdır.
VII.5. NEDEN ÇİN?
Küresel sermayeye, dünyada operasyon yapabilecek güç ve potansiyele sahip bir devlet lazımdı. Bu devlet, toprak büyüklüğü, nüfusu, ekonomik potansiyeli ve askeri gücü ile devletleri dönüşüme ikna etmede etkili olabilecek, gerektiğinde devletler üzerlerinde hakimiyet kurabilecek güçte olmalıydı. Mevcut düzene ve hegemonyaya baş kaldırabilecek dirayette sahip, dönüşüme, yeni bir düzene ve başat aktör olmaya hevesli olmalıydı.
Çin bütün bu özelliklere sahipti ve küresel sermaye, büyük dönüşümün taşeronluğunu Çin’e verdi.
VII.6. NEDEN DOĞU?
Kuzey yarım kürenin doğusu, dünyanın hammadde, maden ve enerji kaynaklarının merkezi durumunda. 18. yüzyılın başından bu yana, hammadde Doğudan Batıya getirilip, işlenerek mâmül mal şeklinde doğu pazarına tekrar satılmaktadır. Bu, birincisi Doğudan Batıya, ikincisi Batıdan tekrar Doğuya olmak üzere iki nakliye ve iki maliyet ve iki kere ticari risk oluşturmaktadır. Halbuki, üretimin bizzat hammaddenin bulunduğu Doğuda yapılması ve buradan dünyaya satılması, taşıma maliyetlerini ve ticari riskleri yarı yarıya azaltmak anlamına gelecektir.
Bu yüzden küresel sermaye, hammaddenin membaını yani Doğuyu seçti.
Ayrıca nispeten pahalı olan deniz yolu yerine, daha kısa süreli ve ucuz olan kara ve demir yoluyla nakliye için dünya çapında bu yolların yapılması gerekiyordu. İşte Kuşak-Yol da bu işin projesidir.