"Çin'in Bir Kuşak Bir Yol Projesi (One Belt One Road)"
VII.7. KOMÜNİST KAPİTALİZMİN İNŞAASI
Tüm bu olup bitenler arasında, gözden kaçırılmaması gereken bir gerçek daha var.
Küresel sermaye, kendi eliyle kurduğu ve surları içinde hiçbir engelle karşılaşmaksızın, sınırsız büyüdüğü güvenli kalesi “kapitalizm”i, daha fazla kazanmak ve daha fazla sömürmek uğruna, yine kendi eliyle parçalamaktan çekinmiyor. Baş düşman ilan ettiği “komünizm”in sırça köşküne kurulmaktan geri durmuyor.
Dünya bugün Çin’de, “komünist kapitalizm”in inşasına şahit oluyor.
Bu surette küresel sermaye, bir yandan, vatansız ve ideolojisiz olduğunu, dünyaya uygulamalı gösterirken, diğer yandan kapitalizm, komünizm ve bilumum “izm”lerin arkasındaki o gizli eli de açık ediyor.
VIII. BÖLÜM: YENİ DÜNYA DÜZENİ VE TÜRKİYE
VIII.1. YENİ DÜNYA DÜZENİ ve TÜRKİYE
Yeni dönemde, Amerika giderek zayıflamakta ve düzen üzerindeki hegemonik gücünü kaybetmektedir. AB ülkeleri ise, sarsılan ekonomileri ve kendi sorunlarıyla uğraşmaktadır. Mevcut uluslararası kurum ve kuruluşlar, fonksiyonunu yitirmiş, görevini icra demez duruma gelmiştir. Türkiye ise, mevcut düzen içerisinde kurum ve kuruluşlarda sorumluluğunu yerine getiren ancak karar verme yetkisi olmayan bir pozisyondadır.
Öte yandan özellikle son yüzyılın başından bu yana, sermayenin doğuya kaydığı, başta Çin olmak üzere, Asya ekonomilerinin hızla yükseldiği ve dünyanın Asya üzerinden yeniden şekillendiği ve öncü kurumlarıyla, yeni bir düzenin kurulmakta olduğu görülmektedir.
Yeni dünya düzeninin barışçıl yollarla mı, yoksa savaşla mı kurulacağı sorusu önemlidir. Bunu zaman gösterecek. Ancak yeni düzenin kurulması için dünya çapında bir savaş çıkacaksa, Türkiye bu savaşta mutlaka “tarafsız” kalmalıdır. Zira savaşa girmesi halinde, kazanan tarafta olsa bile Türkiye zarar görecek ve yıpranacaktır. Bugün Türkiye’nin geldiği noktadan bir adım bile geri düşme lüksü yoktur. Aksine Türkiye daha fazla güç devşirmelidir.
Günümüzde, bir yandan ABD-Çin arasındaki ticaret savaşları, diğer yandan Rusya-Ukrayna savaşı dikkate alındığında, şu an lider ülkelerin yıpranmaya maruz kaldıkları muhakkaktır. Bu durum rekabetin dışında kalacak Türkiye için avantaj oluşturmaktadır.
Kuşak-Yol projesinin devamında, yeni düzenin alternatif kurumları oluşturulacak ve kuralları konulacaktır.
Yeni düzen, hegemonik tek bir gücün değil, birden çok küresel gücün, hatta uluslararası çok uluslu şirket ve yapıların var olduğu ve bunların mücadelesi ya da işbirliği üzerinden şekillenecektir. Çin, ABD, Hindistan, Rusya, Japonya, AB, İngiltere yeni düzenin küresel güçleri olarak öne çıkıyorlar.
Türkiye, Balkanlar, Kuzey Afrika, Asya Türk Birliği bloğunu oluşturabilirse, bu kutuplardan biri olabilir. Batı ile olan ilişkilerinde iniş ve çıkışların hakim olduğu Türkiye’nin, uluslararası arenada kendine yeni alternatifler ve ortaklıklar araması milli çıkarlarının gereğidir. Bunu yaparken, demokrasi, bireysel hak ve özgülükler, hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerlerden uzaklaşmak gerekmiyor. Türkiye iş birliği seçeneklerini çoğaltmak zorundadır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nejmettin Özdemir
Yeni Dünya Düzeni’ni yollarla inşa etmek | 11
"Çin'in Bir Kuşak Bir Yol Projesi (One Belt One Road)"
VII.7. KOMÜNİST KAPİTALİZMİN İNŞAASI
Tüm bu olup bitenler arasında, gözden kaçırılmaması gereken bir gerçek daha var.
Küresel sermaye, kendi eliyle kurduğu ve surları içinde hiçbir engelle karşılaşmaksızın, sınırsız büyüdüğü güvenli kalesi “kapitalizm”i, daha fazla kazanmak ve daha fazla sömürmek uğruna, yine kendi eliyle parçalamaktan çekinmiyor. Baş düşman ilan ettiği “komünizm”in sırça köşküne kurulmaktan geri durmuyor.
Dünya bugün Çin’de, “komünist kapitalizm”in inşasına şahit oluyor.
Bu surette küresel sermaye, bir yandan, vatansız ve ideolojisiz olduğunu, dünyaya uygulamalı gösterirken, diğer yandan kapitalizm, komünizm ve bilumum “izm”lerin arkasındaki o gizli eli de açık ediyor.
VIII. BÖLÜM: YENİ DÜNYA DÜZENİ VE TÜRKİYE
VIII.1. YENİ DÜNYA DÜZENİ ve TÜRKİYE
Yeni dönemde, Amerika giderek zayıflamakta ve düzen üzerindeki hegemonik gücünü kaybetmektedir. AB ülkeleri ise, sarsılan ekonomileri ve kendi sorunlarıyla uğraşmaktadır. Mevcut uluslararası kurum ve kuruluşlar, fonksiyonunu yitirmiş, görevini icra demez duruma gelmiştir. Türkiye ise, mevcut düzen içerisinde kurum ve kuruluşlarda sorumluluğunu yerine getiren ancak karar verme yetkisi olmayan bir pozisyondadır.
Öte yandan özellikle son yüzyılın başından bu yana, sermayenin doğuya kaydığı, başta Çin olmak üzere, Asya ekonomilerinin hızla yükseldiği ve dünyanın Asya üzerinden yeniden şekillendiği ve öncü kurumlarıyla, yeni bir düzenin kurulmakta olduğu görülmektedir.
Yeni dünya düzeninin barışçıl yollarla mı, yoksa savaşla mı kurulacağı sorusu önemlidir. Bunu zaman gösterecek. Ancak yeni düzenin kurulması için dünya çapında bir savaş çıkacaksa, Türkiye bu savaşta mutlaka “tarafsız” kalmalıdır. Zira savaşa girmesi halinde, kazanan tarafta olsa bile Türkiye zarar görecek ve yıpranacaktır. Bugün Türkiye’nin geldiği noktadan bir adım bile geri düşme lüksü yoktur. Aksine Türkiye daha fazla güç devşirmelidir.
Günümüzde, bir yandan ABD-Çin arasındaki ticaret savaşları, diğer yandan Rusya-Ukrayna savaşı dikkate alındığında, şu an lider ülkelerin yıpranmaya maruz kaldıkları muhakkaktır. Bu durum rekabetin dışında kalacak Türkiye için avantaj oluşturmaktadır.
Kuşak-Yol projesinin devamında, yeni düzenin alternatif kurumları oluşturulacak ve kuralları konulacaktır.
Yeni düzen, hegemonik tek bir gücün değil, birden çok küresel gücün, hatta uluslararası çok uluslu şirket ve yapıların var olduğu ve bunların mücadelesi ya da işbirliği üzerinden şekillenecektir. Çin, ABD, Hindistan, Rusya, Japonya, AB, İngiltere yeni düzenin küresel güçleri olarak öne çıkıyorlar.
Türkiye, Balkanlar, Kuzey Afrika, Asya Türk Birliği bloğunu oluşturabilirse, bu kutuplardan biri olabilir. Batı ile olan ilişkilerinde iniş ve çıkışların hakim olduğu Türkiye’nin, uluslararası arenada kendine yeni alternatifler ve ortaklıklar araması milli çıkarlarının gereğidir. Bunu yaparken, demokrasi, bireysel hak ve özgülükler, hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerlerden uzaklaşmak gerekmiyor. Türkiye iş birliği seçeneklerini çoğaltmak zorundadır.