Hava Durumu

Kriz Dönemleri & Felaket Yönetimi

Yazının Giriş Tarihi: 29.12.2021 10:38
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.09.2023 13:01

Ulusal ve uluslararası boyutta yaşanabilen kısa, orta ve uzun süreli krizler, gerek ekonomik hayatı gerekse de sosyal yaşamı olumsuz etkilemektedir. Krizlerden etkilenen ve kendisine bağlı 54 sektöründe etkilenmesine sebep olan en önemli sektör ise kuşkusuz turizm sektörü olacaktır. Kısacası turizm sektörüne yansıyan kriz ortamı, ülke ekonomisini de direkt olarak olumsuz etkileyecektir.Öncelikle belirtmekte fayda var ki; Türkiye’de siyasi nedenlerle çıkan 1978, 1994 ve 2001 krizleri, mal ve emek bütünlüğünün sağlanamaması ve üretimin yapılamaması gibi sonuçları doğursa da, ihtilal sonrası kayda değer ilk turizm gelirlerinin başladığı 1980 yılından itibaren bu türden siyasi krizlerin etkisi döviz piyasasının canlılığı ile düşürülmüştür.Türkiye’nin yer aldığı coğrafi konumun hassasiyeti ve bölgesel özellikleri nedeni ile çevremizde yaşanılan krizlerin öncelikle ekonomimize, sonra da ülkemiz geneli ve yerel turizme etkilerinden bahsetmek için krizlerin tarihsel kronolojisine göz atmak gerekmektedir.Milenyum öncesi 1980-1999 yılları arası ele alındığında dünyayı etkileyen krizler;1982 yılında Latin Amerika ülkelerinin borçlarını ödeyememesi nedeni ile büyük borç krizinin dünyaya yayılması,1987 yılsonunda New York borsasının çökmesi ve hemen 1988 yılında ülkede banka iflaslarının yaşanması,1987-1991 yılları arasında ABD ekonomisinin uzun süren durgunluk süreci ve bu arada 1990 yılında Tokyo borsasının çökmesi,1991 yılında Körfez krizi ile birlikte Irak’a ambargo uygulanması ve Körfez Savaşının akabinde bölgeden sermayenin ve turistlerin çekilmesi,1993 yılında hızlı büyüme geçiren ABD’de doların değerlenmesi,1997-1999 yılları arasında Güney Doğu ve Uzak Doğu Krizi ile iki tarih arasındaki Asya Krizinin Rusya’yı etkilemesi gibi dünyanın her bir yerindeki ekonomik krizlerin Türkiye’yi önemli ölçüde etkilediği görülmektedir.1980-1990 arasında Türkiye’yi direkt etkileyen önemli bir kriz yaşanmamakla beraber, 1990-2021 yılları arasında Türkiye’yi doğrudan etkileyen krizlere göz atarsak;1990-1991 yılları arasında Körfez Savaşı ve savaşın etkisi ile 1991 Türkiye finansal krizini, 1993-1994 yılları arasında Avrupa para krizini,1998-1999 yılları arasında Türkiye’nin Marmara depremi nedeni ile oluşan korku ve endişe ile ülkenin geniş kitlesine yayılan terör, Rusya’nın ise refah öncesi son ekonomik krizini, 2003-2005 yılları arasında her ne kadar Türkiye’de yaşanmasa da dünyada meydana gelen Sars krizini,2005-2006 yılları arasında yaşanan ve ülkemizde de görülen Kuş Gribi krizini, 2008-2009 yılları arasında Tüm dünya da yaşanan küresel ekonomik krizi, 2015-2016 yılları arasında yaşanan terör saldırıları ve Rusya ile yaşanan uçak krizini,2020-2021 yılları arasında; 2021 yılında devam eden, tüm dünyayı etkisi altına alan ve milyonlarca kişinin ölümüne sebep olan Covid-19 salgınını sayabiliriz.Fakat; buraya kadar sayılmış olan konuların sadece (Crisis Management) kriz yönetimini ilgilendiren konular olduğu göz ardı edilmemeli, buna 2021 yılı yaz sezonunda Covid-19 krizine ek olarak Manavgat’ta yoğun olarak yaşanan yangın felaketi de eklenerek; karşımıza bir de felaket yönetiminin zaruri hale geleceği konusu eklenmelidir. Çünkü kriz bireysel olabileceği gibi toplumsal da olabilir. Fakat felaket ve afetler direkt olarak toplumu ilgilendirir ve bazı durumlarda hayatın tümüyle durmasına sebep olacak bir şiddette de tezahür edebilecektir.Manavgat covid-19 a ek olarak; 2021 turizm sezonunun tam da ortasında, yaşamış olduğu yangın felaketinden bedelini her ne kadar ağır ödeyerek çıksa da; yaralarını sararak, sezonu alnının akı ile kapatmayı başarmıştır. Başarıdaki en büyük etkenin; hazırlıksız yakalanılan bir durumdan başta; şaşkınlık, korku ve endişeyi bertaraf eden elbirliğinin ani bir refleksle ortaya çıkmasıdır. Türk turizmcisi 1980 den bu güne kadar her türlü kriz ile sınanmış, buna rağmen ayakta kalmayı başarmıştır. Krizlere karşı antrenmanlı olan turizmcinin bundan sonra felaketlere karşı da yapacağı iş, kurumlar ile işbirliği içerisinde işletme olarak mevcut kriz yönetimine felaket yönetimini de ekleyerek faaliyetlerine devam etmek ve her türlü olumsuzluğa karşı kendilerini hazırlamak olacaktır. Yerelden başlayan bu davranış, bölgesel ve ulusal anlamda; kriz ve felakete meydan verecek olayların önlenerek, ortadan kaldırılmasında etkili olacak, faaliyetlerin yönlendirilmesi ile de hazırlıklı olunan kriz ve felaketin en az zararla atlatılmasını sağlayacaktır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.