Büyülü bir resmi andıran Manavgat, tarihî önemi ve kültürel açıdan zengin bir yer olmasının yanı sıra bölgenin kimliğini şekillendiren konargöçer bir grup olan Yörüklerin merkezlerindendir. Bu sebeple bir yazı kaleme almaya karar vermiştim. 24 Eylül 2024 tarihli Nehir gazetesinde bu yazının ilk kısmı çıkmıştı. Elbette, küçük bir yazıyla Manavgat’ta yaşayan bütün Yörükleri anlatmak mümkün değildir. Bu açıdan bu ilk yazının pek çok eksiği olduğunu kabul etmek gerekir. Çünkü, “Yörük” adı, Osmanlı Devleti’nin resmî kayıtlarından olan 1455 yılı tahrir defterlerinde Teke sancağı ile Manavgat kazasında yaşayan konargöçerler için kullanılırken; bunların ardından Fatih kanunnameleri içerisinde de yer almıştır. Bu durum da göstermektedir ki, Manavgat, Yörüklerin ana yurtlarından biridir. Araştırmacı yazar Mahmut ÖZ’ün “Manavgat’ta Aşiretler, Cemaatler ve Oymaklar” adlı eserinde de Manavgat’taki Yörük aşiret, cemaat ve oymaklarının sayısının 150 civarında olduğu belirtilir. İlk yazımızda 9 Yörük topluluğunun bilgilerine yer verildiği düşünülürse durum, daha net bir şekilde ortaya çıkar.
Bu yazıda Manavgat’ta yaşayan Yörük gruplarından ziyade Yörüklerin kültürel özelliklerine ve bunların geleceğe aktarılması hususuna değindim. Yörükler; misafirperver, saygıdeğer, cömert ve cesur insanlar olarak tanımlanır. Sosyal yaşamda uyumlu, itaatkâr ve devletine sadık olmalarına rağmen, doğaları gereği sert mizaçlı ve cesaretlidirler. Yörükler, Türk kültürünün korunması, gelişmesi ve çeşitlenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Anadolu'daki Türk kültürünün Orta Asya Türk kültürüyle benzerlik gösterdiği bilimsel bir gerçektir ve bu kültürel bağın korunmasında Yörükler kilit rol üstlenmiştir. Konargöçer yaşam tarzını benimseyen Yörükler, göçler sırasında farklı topluluklarla karşılaşmalarına rağmen, kendi kültürlerini korumayı ve geliştirmeyi başarmışlardır. Yani, Manavgat, yoğun Yörük yerleşiminin etkisiyle, Türk kültürünün birçok unsurunu merkez ve çevre boyutlarıyla içinde barındıran önemli bir yerleşim alanı olma özelliğini korumaktadır. Bu bağlamda, Manavgat’ın kültürel yapısını anlamak için şu unsurlara dikkat çekmek mümkündür:
I- Yörüklerin Manavgat bölgesine yoğun yerleşimi, Türk kültürünün çeşitli unsurlarının bu bölgede korunmasını ve gelişmesini sağlamıştır.
II- Yörüklerin, konargöçer yaşam tarzı sayesinde hem şehir merkezinde hem de çevre köylerde Türk kültürünün yaşatılması, bölgenin kültürel çeşitliliğine önemli katkılar sunmaktadır.
III- Manavgat, Türkistan (Orta Asya)’dan Anadolu’ya taşınan Türk kültürünün modern dönemde de güçlü şekilde sürdürüldüğü yerlerden biridir. Bu özellikler, Manavgat'ı Türkiye’nin kültürel mirasının korunmasında stratejik bir bölge hâline getirmektedir.
Sıklıkla belirttiğimiz üzere, Manavgat’ın önemli bir kültürel değeri olan Yörük kültürü zamanın yıpratıcı etkisine karşı koyup hâlâ varlığını devam ettirse de bu kültürü yaşatanların sayısı günden güne azalmıştır. Yörük kültürü, sıklıkla modernliği gelenekle harmanlayarak çağdaş etkilere uyum sağlamasıyla özellikle dikkat çekicidir. Ancak, bu kültürel devamlılık, ekonomik eşitsizlik, çevresel bozulma ve küreselleşmenin geleneksel uygulamaları etkilemesiyle oluşan kültürel erozyon riski gibi zorluklarla karşı karşıyadır. Manavgat’ta Yörük kültürünü yeni nesillere aktaran iki de müze bulunmakta. İlki, 2017 yılında Antalya Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtım Dairesi Başkanlığı tarafından Manavgat’ın Evrenseki Mahallesinde yaklaşık 4000 m²’lik bir alana kurulan Özel Yörük Müzesi’nde Yörük yaşantısını, gelenek ve göreneklerini ziyaretçilere iyi bir şekilde tanıtmak için Yörüklerin somut kültürel mirasına ait objeler yerleştirilmiş ve müzenin açık hava sergilerini daha anlaşılır kılmak için heykellerle canlandırmalar yapılmış. İkincisi ise, geçmişi unutmamak, Manavgat’ın köklü tarihinden gelen değerleri yeni nesle aktarmak amacıyla Rauf Denktaş Köprüsü altında oluşturulan Manavgat Kent Müzesi’dir ve 3 Ağustos 2018 tarihinde ziyarete açılmıştır. Girit, Yörük ve Manav kültürünü anlatan 3 binden fazla eserin toplanarak titizlikle yerleştirildiği müzenin oluşturulmasındaki emeklerinden dolayı dönemin Belediye Başkanı Sn. Şükrü SÖZEN’i, Akdeniz Üniversitesi Yörük Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi (YÖRKAM) ile Manavgat Meslek Yüksekokulu’nun müdürü olan Sn. Doç. Dr. Fatih USLU’yu ve Manavgat’ımızın yerel tarihini ortaya koyan çalışmalara imza atan Sn. Mahmut ÖZ’ü özellikle anmak gerekiyor. Turizm ile kültürel koruma arasındaki bu etkileşim, Yörük kimliğinin modern baskılara rağmen sürdürülmesi gerektiğinin kanıtıdır. Bu müzeler, yalnızca kültürel tarihin depoları olarak hizmet vermekle kalmamakta, aynı zamanda hem yerel hem de uluslararası turistleri çekerek Yörük geleneklerinin modern bir bağlamda sunumunu sağlamaktadır.
Yazımı Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleriyle tamamlamak isterim: “Arkadaşlar! Gidip, Toros Dağları'na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez.”
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Talât Aydilek
Manavgat Yörükleri | 2
Büyülü bir resmi andıran Manavgat, tarihî önemi ve kültürel açıdan zengin bir yer olmasının yanı sıra bölgenin kimliğini şekillendiren konargöçer bir grup olan Yörüklerin merkezlerindendir. Bu sebeple bir yazı kaleme almaya karar vermiştim. 24 Eylül 2024 tarihli Nehir gazetesinde bu yazının ilk kısmı çıkmıştı. Elbette, küçük bir yazıyla Manavgat’ta yaşayan bütün Yörükleri anlatmak mümkün değildir. Bu açıdan bu ilk yazının pek çok eksiği olduğunu kabul etmek gerekir. Çünkü, “Yörük” adı, Osmanlı Devleti’nin resmî kayıtlarından olan 1455 yılı tahrir defterlerinde Teke sancağı ile Manavgat kazasında yaşayan konargöçerler için kullanılırken; bunların ardından Fatih kanunnameleri içerisinde de yer almıştır. Bu durum da göstermektedir ki, Manavgat, Yörüklerin ana yurtlarından biridir. Araştırmacı yazar Mahmut ÖZ’ün “Manavgat’ta Aşiretler, Cemaatler ve Oymaklar” adlı eserinde de Manavgat’taki Yörük aşiret, cemaat ve oymaklarının sayısının 150 civarında olduğu belirtilir. İlk yazımızda 9 Yörük topluluğunun bilgilerine yer verildiği düşünülürse durum, daha net bir şekilde ortaya çıkar.
Bu yazıda Manavgat’ta yaşayan Yörük gruplarından ziyade Yörüklerin kültürel özelliklerine ve bunların geleceğe aktarılması hususuna değindim. Yörükler; misafirperver, saygıdeğer, cömert ve cesur insanlar olarak tanımlanır. Sosyal yaşamda uyumlu, itaatkâr ve devletine sadık olmalarına rağmen, doğaları gereği sert mizaçlı ve cesaretlidirler. Yörükler, Türk kültürünün korunması, gelişmesi ve çeşitlenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Anadolu'daki Türk kültürünün Orta Asya Türk kültürüyle benzerlik gösterdiği bilimsel bir gerçektir ve bu kültürel bağın korunmasında Yörükler kilit rol üstlenmiştir. Konargöçer yaşam tarzını benimseyen Yörükler, göçler sırasında farklı topluluklarla karşılaşmalarına rağmen, kendi kültürlerini korumayı ve geliştirmeyi başarmışlardır. Yani, Manavgat, yoğun Yörük yerleşiminin etkisiyle, Türk kültürünün birçok unsurunu merkez ve çevre boyutlarıyla içinde barındıran önemli bir yerleşim alanı olma özelliğini korumaktadır. Bu bağlamda, Manavgat’ın kültürel yapısını anlamak için şu unsurlara dikkat çekmek mümkündür:
Sıklıkla belirttiğimiz üzere, Manavgat’ın önemli bir kültürel değeri olan Yörük kültürü zamanın yıpratıcı etkisine karşı koyup hâlâ varlığını devam ettirse de bu kültürü yaşatanların sayısı günden güne azalmıştır. Yörük kültürü, sıklıkla modernliği gelenekle harmanlayarak çağdaş etkilere uyum sağlamasıyla özellikle dikkat çekicidir. Ancak, bu kültürel devamlılık, ekonomik eşitsizlik, çevresel bozulma ve küreselleşmenin geleneksel uygulamaları etkilemesiyle oluşan kültürel erozyon riski gibi zorluklarla karşı karşıyadır. Manavgat’ta Yörük kültürünü yeni nesillere aktaran iki de müze bulunmakta. İlki, 2017 yılında Antalya Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtım Dairesi Başkanlığı tarafından Manavgat’ın Evrenseki Mahallesinde yaklaşık 4000 m²’lik bir alana kurulan Özel Yörük Müzesi’nde Yörük yaşantısını, gelenek ve göreneklerini ziyaretçilere iyi bir şekilde tanıtmak için Yörüklerin somut kültürel mirasına ait objeler yerleştirilmiş ve müzenin açık hava sergilerini daha anlaşılır kılmak için heykellerle canlandırmalar yapılmış. İkincisi ise, geçmişi unutmamak, Manavgat’ın köklü tarihinden gelen değerleri yeni nesle aktarmak amacıyla Rauf Denktaş Köprüsü altında oluşturulan Manavgat Kent Müzesi’dir ve 3 Ağustos 2018 tarihinde ziyarete açılmıştır. Girit, Yörük ve Manav kültürünü anlatan 3 binden fazla eserin toplanarak titizlikle yerleştirildiği müzenin oluşturulmasındaki emeklerinden dolayı dönemin Belediye Başkanı Sn. Şükrü SÖZEN’i, Akdeniz Üniversitesi Yörük Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi (YÖRKAM) ile Manavgat Meslek Yüksekokulu’nun müdürü olan Sn. Doç. Dr. Fatih USLU’yu ve Manavgat’ımızın yerel tarihini ortaya koyan çalışmalara imza atan Sn. Mahmut ÖZ’ü özellikle anmak gerekiyor. Turizm ile kültürel koruma arasındaki bu etkileşim, Yörük kimliğinin modern baskılara rağmen sürdürülmesi gerektiğinin kanıtıdır. Bu müzeler, yalnızca kültürel tarihin depoları olarak hizmet vermekle kalmamakta, aynı zamanda hem yerel hem de uluslararası turistleri çekerek Yörük geleneklerinin modern bir bağlamda sunumunu sağlamaktadır.
Yazımı Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleriyle tamamlamak isterim: “Arkadaşlar! Gidip, Toros Dağları'na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez.”